15 Kasım 2013 Cuma

Dershane Meselesi: Eğitimi Siyasete Alet Edince...

Türkiye'de #twitter gündemi #EğitimeSonDarbe ile #EğitimdeReform çarpışmasına sahne oluyor. Dershaneler kapatılmalı ve dershaneler kapatılmamalı söylemleri arasında sıkışmış durumdayız. Türkiye'de dershane deyince akla ilk önce Fethullan Gülen grubu geliyor. Dolayısıyla dershane meselesinin de iktidar partisi ile nam-ı diğer "cemaat" arasındaki çatışmanın ürünü olduğu düşünülüyor ki öyle olmadığını iddia etmek pek mümkün değil.

Hükümetin dershane meselesini gündeme getirmesi yeni değil. Uzun zamandır bu konu belirli aralıklarla gündeme geliyor ancak henüz somut bir adım atılmadı. Son tartışmada ise önümüzdeki yıldan itibaren Milli Eğitim Bakanlığı'nın izni ve denetimi olmadan dershane açmak mümkün olmayacak ve var olan dershanelerde özel okula dönüştürülmeye teşvik edilecek. Aslında bunun nasıl yapılacağı da bir muamma. Bir yol haritasından bahsetmek pek mümkün değil. Bir taslaktan bahsediliyor ama konu siyasetin gündemi haline getirildiği için birileri yalanlıyor başkaları da geri adım attılar diyor. Tabi tüm bu kör dövüşü yapılırken hali hazırda dershanelere devam eden öğrencileri, lise ve üniversiteye giriş sınavlarına hazırlık için belki de 2-3 yıllık dershane kaydını yaptırıp para ödeyen velileri düşünen bir yaklaşım yok.

Dershanelerin kapatılması konusunda hükümetin bir planı varsa bunu neye dayandırdığını bilmemiz gerekiyor. Eğer böyle bir plan yoksa ve bu tartışma bir siyasetin malzemesi olarak önümüze koyuluyorsa bunu yapanların da açığa çıkması elzem. İşin siyasi boyutu ayrı bir tartışma konusu ancak benim dershanelerin kapatılması düşüncesine iki temel itirazım var. Bu itirazlara geçmeden önce de dershanelerin özel okula dönüştürüleceği tezinin de saçmalığına değinmek istiyorum. Özel okul dediğimiz kendi müfredatını belirleyen bir müessese olmalı ancak Türkiye'de bunun bir örneğini ben henüz görmedim. Devletin de böyle bir şeye müsaade edeceğine ihtimal vermiyorum. Özel okul adı altında yine "milli eğitim müfredatının" geçerli olduğu ancak ekonomik anlamda kendi kendini geçindiren ve kar edebilen bir okuldan bahsettiğimizi bilmek gerekiyor. Umuyorum bir gün özel okulların da açılabildiği demokrasi standartlarına ulaşacağımız bir ülkemiz olacaktır.

Gelelim dershane kapatmaya olan itirazlarıma. Her şeyden önce ortada bir arz-talep meselesi olduğunu ve kimsenin kolundan tutularak dershaneye kayıt yaptırılmadığını bilmemiz gerekiyor. Eğitimin kalitesini yükseltmek için dershane kapatmak veya dershane açılmasına müsaade etmemek "devletçi" bir yaklaşım olduğu gibi oluşturacağı yeni durumla çok daha büyük mağduriyetlere sebep olabilir. Zira ülkenin her yerinde eğitimin aynı kalite ve standartlarda verildiğini söyleyebilmek maalesef mümkün değil. Diliyorum ki devlet bu konuda daha büyük yatırımlar yapacak, özel teşebbüsün önünü açacak ve kaliteli eğitim standartlarının heryere ulaşmasını kolaylaştıracaktır. Unutmamak gerekiyor ki öğrenciler iyi üniversitelere ve liselere giriş yapabilmek için birbiriyle yarışıyor, 81 ilde üniversite açmak maalesef bu yarışı önleyemediği gibi dershaneleri kapatmak da hali hazırda bekleyen 1 milyon küsür üniversite öğrenci adayını azaltmayacak. İnsanların daha iyiye ulaşması için birbiriyle yarış etmesinde bir sakınca olduğunu düşünmüyorum, önemli olan bu yarışın adil koşullarda gerçekleştirilebilmesi. Ben bu adil koşulların oluşmasında, çoğulcu bir atmosferin şekillenmesinde dershanelerin pozitif etkisi olduğunu düşünüyorum ve bunun sayısız örnekleri de mevcut. Elbette devletin sağladığı eğitimin kalitesini yükseltmesini istemek, öğrencilerin dershanelere gidip ailelerine yeni masraflar açmasını engellemeye çalışmak olumlu bir hareket ancak bunun yolu özel teşebbüsü engellemek suretiyle devletin müdahale etmesi değil. Özel teşebbüsle yarış ederek, okullaşmada, öğretmen kalitesinde, müfredatın daha etkili bir şekilde belirlenmesinde ve bir sürü başka alanda daha iyi olmaya çalışmak gerekiyor.

Kısacası dershanelerin kapatılması konusu siyasi saiklerin ötesinde ele alınmalı, cemaat-iktidar inatlaşma ve kavgasına sermaye edilmemeli. Eğitim gibi en temel konulardan birini siyasete alet eden ister cemaat isterse iktidar olsun bu vebalin altından kalkamaz. Eğitimde özel sektörün payının çok az olduğunu ve artması gerektiğini, müfredatın demokratik-çoğulcu bir şekilde tasarlanması ihtiyacını düşünürken, bir özel teşebbüs olan dershanelerin kapatılacağını duymak elbette üzücü. Devletin küçülmesi, toplumsal hayata müdahalesini olabildiğince azaltmasını arzulayan biri olarak Türkiye'de milli eğitimin tüm iyi niyetli çabalara rağmen uzun yıllardır çözülemeyen bir sorun olduğunun da altını çizmek isterim. Devlet eliyle bir türlü hal çaresini bulamadığımız bu sorunu biraz da millete havale etsek hiç fena olmayacak gibi... Sakallı Celal de boşuna "ah senelerin milli eğitimi" dememiştir herhalde.

Twitter: @burakyalim      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder