18 Mart 2014 Salı

Çanakkale Harbi Bitti mi?

Çelik ile etin, hırs ile imanın, yıkan ile imar edenin karşılaştığı ve modern savaşları düşününce adına "savaş" demenin hafif ve kirli kalacağı bir zaman diliminin 99. yılındayız. 15-16 yaşlarındaki çocukların vatan ve bayrak düşmesin diyerek okullarını bırakıp cepheye koştuğu bir dönemin 99 yıl sonra değerlendirmesi için bugün 15-16 yaşındaki çocukların hangi şartlarda yaşadığı, hangi imkanlara sahip olduğu ve gelecek hayallerinin ne olduğunu düşünmek gerekiyor.

99 yıl öncesinde 3-5 dakika sonra öleceğini bilerek cephede Kuran-ı Kerim okuyan gençler ile bugün 3-5 yıl sonra hangi kariyere sahip olabileceğinin hayallerini kuran gençler.  

99 yıl önce Balkan harbinden, Trablusgarp savaşından çıkmanın fiziksel yorgunluğu, kaybettikleri canların acıları ve yitirdikleri toprakların, coğrafyanın üzerilerine yüklediği dayanılmaz vebal ile belki de hiç takati kalmamışken destan yazanlar ile bugün Balkanlarda, Ortadoğu'da, Afrika'da, Kafkasya'da TİKA'sıyla, üniversiteleriyle, Yurtdışı Türkler Başkanlığıyla, Yunus Emre Enstitüleriyle, gençleriyle ve iş adamlarıyla tarihi derinliğine, kültürel coğrafyasına ve üzerindeki vebale yüzünü dönenler. 

99 yıl önce Gazze'den, Üsküp'ten, Bakü'den, Trablusgarp'tan, Bingazi'den, Saraybosna'dan, Yemen'den gelip Anadolu'daki kardeşleriyle omuz omuza verip  bir daha geri dönemeyenler ile bugün Anadolu'dan kalkıp Gazze'ye, Somali'ye, Myanmar'a, Saraybosna'ya, Priştina'ya, Yemen'e, Bakü'ye, Urumçi'ye, Bağdat'a, Halep'e, Şam'a gidenler... İHH ile AFAD ile Yeryüzü Doktorları ile... Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın gemisiyle Fas'a, Mostar'a giden gençler... Balkan Treni ile ecdadın izini süren gençler... Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü programları ile Tunuslu, Mısırlı, Libyalı, Yemenli, Batı Afrikalı gençleri ile el ele veren gençler... Şanlıurfa'dan ve Erzurum'dan yola düşüp Avrupa Birliği Gönüllü Hizmeti programının hibesiyle Makedonya'ya giden, ilk buldukları fırsatla balkanları turlarken Saraybosna'da Alija İzetbegoviç'in mezarı başında rastladığım gençler... 

Askerlerinin tamamı şehit olan 57. Alay.
99 yıl önce toprağa düşenler, dünyaya savaşın bile vicdanı olduğunu karşı cephedeki "düşmana" yardım eli uzatırken, yaralısını sırtında taşıyıp yahut matarasındaki suyu paylaşırken, en dar zamanda bir tek sigara ikram ederken... Bugün Suriye'de, Gazze'de, Mısır'da, Urumçi'de, Somali'de, Myanmar'da ve her nerede kime karşı zulüm yapılıyorsa ses çıkaran, köhneleşmiş ve işlemeyen Birleşmiş Milletler'e eleştirisini "Dünya 5'ten Büyüktür" şeklinde dillendiren gençler. 

Düşman gelip Çanakkale boğazına dayandığında tereddüt etmeksizin cepheye koşan gençler ile bugün çeşitli STK'lar, dernekler, örgütlenmeler üzerinden ülkesine katma değer oluşturmaya çalışan gençlik arasında büyük bir fark yok. Seyit Onbaşı ile Ezineli Yahya Çavuş da dünyayı aynı pencereden görmüyordu belki, Mustafa Kemal ile Enver Paşa da birbirinden farklı bakış açılarına sahipti ama Çanakkale hepsini buluşturdu, hepsi imkanların ötesinde çaba sarf edip kahramanlık gösterdiler. Bugün de gençler birbirinden farklı düşünüyor ve hepsi kendi zaviyelerinden ülkelerini en iyi yere taşımak idealine sahipler. 

99 yıl önce bugün tüfeğe, topa, çelik zırhlılara karşı iman ile cephede, karşı karşıya verildi mücadele ve o günde müttefikler Avustralyalıları, Hintlileri sürmüştü cepheye. Öyle hazindir ki Kıbrıs adasından gemilere bindirilip Çanakkale'ye getirilen ve ezan sesini duyduğunda Müslümanlara karşı savaştığını anlayan Kıbrıslı Türklerin hikayeleri vardır. Mehmed Akif Çanakkale Şehitlerine adlı harika şiirinde bu tabloyu şöyle anlatır; 
             "Yedi iklimi cihanın duruyor karşında
             Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
             Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk,
             Sade bir hadise var ortada, vahşetler denk."

İşte 99 yıl önce bütün imkansızlıklara ve zor şartlara rağmen kahramanca İngiliz'e Fransız'a karşı verilen namus, vicdan, iman mücadelesinin ön cephesindeki tablo böyleydi. İngiliz ile Fransız'ın çelik zırhlıları vardı ve cepheye süreceği kolonileri... Karşılarında da Asım'ın Nesli! 

Bugün mücadele bitti mi sanıyorsunuz? 99 yıl önce İstanbul'a girmek için yüklenen en kesif ordular bugün istihbaratıyla, teknolojisiyle, diplomasisi ve akademisiyle yüklenmiyorlar mı? Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin yaptığı dış yardım 5 milyar dolar civarında (bu sadece resmi rakamlar). Daha iki gün önce yapılan Sırbistan seçimlerinde Başbakan Erdoğan'a oy çıkıyor, Mısır'da zulme, darbeye Erdoğan itiraz ediyor, Somali'de TİKA, Gazze'de İHH, Saraybosna'da, Kosova'da Yunus Emre Enstitüsü çalışıyor ve bunlar elbette birilerini rahatsız ediyor. Iraklı Kürtlerle petrol üzerinde anlaşılıyor, Çin'den füze alınmak isteniyor, iki tane nükleer santral projesi hayata geçiriliyor... Asım'ın Nesli 99 yıl önce tüm imkansızlıklar içerisinde yazdığı destana rağmen mağlup edilmişti ve bugün ayağa kalkmaya çalışıyor. Elbette o gün Kıbrıslı Türkleri dahi cepheye sürmeye kalkanlar, Anzak orduları oluşturanlar bugün de cepheye birilerini sürüyor, Asım'ın nesli ayağa kalkmasın diye elinden geleni yapıyor. 99 yıl önce Çanakkale'de yüz yüze, göz göze verilen mücadele bugün istihbarat oyunlarıyla, sızmalarla, ekonomik manipülasyonlarla, imaj ve algı çalışmalarıyla yürütülüyor. İstenen belli; birbirimize girelim, başımızı kaldırmaya fırsat olmasın ve önümüzü göremeyelim.   

Mustafa Kemal, Enver Paşa, Seyit Onbaşı, Ezineli Yahya Çavuş ve isimlerini sayamayacağımız nice komutana, askere, gence, hasılı Asım'ın Nesli'ne selam olsun, verdikleri mücadele bugün bizim omuzlarımızdadır. Yöntem değişmiş ama temel strateji aynıdır, cepheye sürülenler ile cepheyi yönlendirenler farklı ve bu farkı görmek gerekiyor. O yüzden Necip Fazıl'ın söylediği gibi "ak sütün içinden ak kılı ayırt edecek bir idrake ihtiyacımız var. İnşallah seneye Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Kütüphanesi'nde 1 milyon adet kitap olacak. Sedat Laçiner hocanın Çanakkale Şehitleri için başlattığı bu proje çok anlamlı. Asım'ın Nesli bu kitaplarla donanacak ki değer üretebilsin, marka yaratabilsin.   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder