4 Nisan 2014 Cuma

Reis-i Cumhur Kim Olacak?

Kırıldık, döküldük seçim de bitti derken Ağustos başında yeni ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilke sahne olacak seçime gidiyoruz; Cumhurbaşkanlığı!

Mevcut Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün de dediği gibi artık bunu konuşmanın zamanı geldi. Cumhurbaşkanlığı seçimini konuşacağız fakat muhalefet açısından ortada yine ve bir kez daha iç açıcı bir tablo yok. Dikkat ettiyseniz bahisler Erdoğan ile Gül arasında gidip geliyor ki bu bize daha önce çok kez gösterdiği gibi alternatifsizliğin, rekabetsizliğin dip yaptığını gösteriyor. Bugün muhalif olanların dahi konuştuğu şey şu; Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan aralarında anlaşacak mı, yoksa ellerimizi ovuşturarak beklediğimiz kavga meydana gelecek mi?

Yukarıda bahsettiğim, muhaliflerin yakın zamana kadar sıkça konuştukları argümandı. Bu aralar yanılıyorsam düzeltin ama dile getirilmeye başlayan şey "Cumhurbaşkanı Kadın Olsun" ve mümkünse "uzlaşmacı" birisi olsun temennisi. Aslında bu temenninin ardında yatan şey de yine ve maalesef Erdoğan olmasın da kim olursa olsun mantığıdır. 2007'de "sözde değil özde laik" derken "eşi başörtülü olmasın" demek isteyenler bugün de "yahu kadın olsun, uzlaşmacı olsun" diyerek Cumhurbaşkanı olması anasının ak sütü gibi helal olan Erdoğan'ı hedef alıyorlar. Anasının ak sütü gibi helaldir diyorum zira 2002'den bugüne her seçimden zaferle çıkmış bir siyasi liderden bahsediyoruz. Erdoğan'ın bu başarılı liderliğini Çankaya'da taçlandırmak istemesi kadar meşru bir şey yok sanırım.

Sanıyorum hiç kimse ne Kılıçdaroğlu'nun ne de Bahçeli'nin aday olmasını beklemiyor. Kulislerde İlker Başbuğ'un adı geçse de açıklanan Ergenekon kararı ile adaylığı pek mümkün görünmüyor. Ayrıca toplumun da sivil bir Cumhurbaşkanı arzu edeceğini düşünmek gerekiyor. Yerel seçimlerde resmi olmasa da gayri resmi olarak işbirliğine giden CHP, MHP (kısmen), Gülen Cemaati ve diğer yol arkadaşlarının ortak bir aday üzerinde buluşup eğer aday olursa Erdoğan'a bu kez mağlubiyet tattırmak istemeleri de düşük bir ihtimal değil. Onun dışında ille kadın olsun diyenlerin Meral Akşener, Şafak Pavey, Güldal Mumcu gibi isimleri ön plana ittiğini görüyoruz.

Benim öncelikle temennim ve yüksek ihtimal verdiğim şey Başbakan Erdoğan'ın AK Parti'nin adayı olması. Karşısına ise MHP'den Tuğrul Türkeş, CHP'den Mehmet Haberal çıkabilir diye düşünüyorum. Bu üç ismin yarışında Erdoğan'ın daha birinci turdan ipi göğüslemesi yüksek olasılık. Kürt siyasetinin bir aday çıkaracağını düşünmüyorum; çıkarırsa da Leyla Zana isminin sembolik olarak çok şey ifade edeceğine inanıyorum. Aday çıkarmadıkları takdirde Kürt siyasetinin Erdoğan'dan başka destekleyebileceği bir isim de göremiyorum.

Yazının başında ifade ettiğim gibi bu kez bir ilk gerçekleşecek. Cumhurbaşkanını milletvekilleri değil halk seçecek. Birinci turda %50'yi geçen olmazsa ikinci tur yapılacak. Durumun böyle olması seçimi daha kritik bir hale getiriyor. Erdoğan ağzıyla kuş tutsa niye tuttu diye sormaktan ve eleştirmekten geri durmayacak kitlenin sosyo-ekonomik ve politik arka planı az çok belli ve bu kitle için Erdoğan'ın halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı olarak köşke çıkması dünyanın sonu anlamına geliyor. Düşünebiliyor musunuz 2007 yılında başörtülü pardon onların tabiriyle türbanlı eşi olan Abdullah Gül'den sonra bir de halkın seçtiği ve yine eşi türbanlı olan Erdoğan Çankaya'ya çıkıyor. Aslında sırf bunun için çıkması bile Türkiye'nin yararına olacağı için desteklemeyi hak ediyor. Cumhur'un Reis'inin eşi türbanlı diye dün maraz çıkaranların şu atlattığımız yerel seçimlerde de Cumhur'a bakış açılarını ve dahiyane analizlerini görünce insan ister istemez büyük kırılma, değişim, dönüşüm için bunları söylüyor.

Senaryo gerçekleşir ve Erdoğan halkın seçtiği ilk Reis-i Cumhur olursa Türkiye'nin önünde karar vermesi gereken bir süreç oluşuyor. Parlamenter sistem mi, başkanlık sistemimi yoksa yarı-başkanlık sistemimi? Hali hazırda Anayasa 8. maddesi ile Cumhurbaşkanına yürütmede yetki tanıyor: Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. Madde çok açık bir şekilde Cumhurbaşkanını "yürütme" konusunda yetkili ve görevli kılıyor. Mesela "gerekli" ibaresi eklenmiş olsa da Cumhurbaşkanı Bakanlar Kuruluna başkanlık edebiliyor. Sanıyorum hepimiz Başbakan Erdoğan'ın dinamik, aktif bir rolü bırakıp çokça pasif kalacağı bir makama geçmeyeceğini biliyoruz. Başka bir ifadeyle Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması halinde Anayasada verilmiş tüm yetkileri kullanacağını söylememiz mümkün.

Ortada henüz fol da yok yumurta da, yani açıklanmış resmi bir adaylık söz konusu değil. Ayrıca aday olacakların seçim kampanyalarını nasıl yürütecekleri de merak konusu. Adaylar millete ne vaat edecek diye soruluyor. Bence somut şeyler vaat etmelerine gerek yok. Cumhurbaşkanlığı makamını doldurabilecek, ülkemizi temsil edebilecek bir geçmişe, birikime, tecrübeye sahip olmaları kafi. Yani aman canım bu ne saçmalık, şimdi ne vaat edecekler ki halk seçiyor argümanı çok da matah değil. Çok zaman kalmadı, muhtemelen ay sonuna kadar ilk sinyalleri alırız. Zaman hızlı akıyor, izleyip göreceğiz. Göreceğiz Mevla neyler, neylerse elbette güzel eyler...

Twitter: @burakyalim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder