10 Temmuz 2014 Perşembe

Kıza Damat değil Memlekete Cumhurbaşkanı Seçiyoruz

"Ekmek için Ekmeleddin" sloganıyla vizyonunu ortaya koyan "ÇATI ADAY" için söylenecek söz çok ancak buna müsaade etmek istemeyen ve topu hep taca atma telaşında olan müzmin mutsuzlardan başlamak daha mantıklı olacak. Aslında adayları da "Ekmek için Ekmeleddin" diyerek topu taca atıyor ve hatta oyun sahasından o kadar uzaklaştırıyor ki top sahanın dışına değil stadyumun uzağına düşüyor.

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığını ve vaat ettiklerini eleştiriyor olmamızı "iktidara ve Erdoğan'a ses çıkaramayanlar muhalefete yükleniyor", "bu nasıl iş iktidardan çok muhalefet eleştiriliyor" argümanları ile savuşturmaya çalışan dostların öncelikle bazı sorulara cevap vermesi gerekiyor. Mesela bu slogan onların içine sindi mi? İcracı cumhurbaşkanı istemiyoruz, parlamenter sistemin devamını savunuyoruz derken "Ekmek"ten bahseden bir adayı desteklemek zorunda kalmaları canlarını sıkmıyor mu? Cumhurbaşkanının işi yol değildir yol göstermektir diyordu Ekmeleddin bey ve bugün sanki 1960-70 Türkiye'sinde yaşıyormuşuz gibi bir "ekmek" sloganıyla karşımıza çıktı. 12 yıldır Erdoğan karşıtlığı üzerinden bir mesafe kat edemediklerini fark edemeyen muhalefetin bugün Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday olarak tercih etmesi "müzmin mutsuz" Erdoğan karşıtlarını sevindirdi mi yoksa ikiye mi böldü? Şundan eminiz; Erdoğan olmasında ne olursa olsun diyorsunuz ancak "neden Ekmeleddin olmalı?" sorusuna bir cevabınız var mı? Tarafsız olmalı, herkesi kucaklamalı gibi klişe söylemlerden ziyade Ekmeleddin İhsanoğlu'nda ne bulduğunuzu bize anlatabilir misiniz? Hepiniz ve hatta MHP tabanı daha da iyi biliyor ki bugüne kadar hiçbir cumhurbaşkanı tarafsız değildi ve bugün namzet olarak öne sürülen Ekmeleddin Bey de tarafsız değil, zira MHP ve CHP tarafından aday ilan edildi. Madem bu kadar tarafsız ve uzlaştırıcı bir kimlik arıyordunuz anket çalışması yapıp kendi kendinize bir namzet çıkarsaydınız ve siyasi partilerin milletvekillerine bir aday takdim etseydiniz. Hadi itiraf edin, ne MHP'den ne de CHP'den memnun değilsiniz ama başka seçeneğiniz yok, defalarca seçim kaybeden genel başkanların gösterdiği adaya sırf Erdoğan kaybetsin diye destek oluyorsunuz. Yoksa Ekmeleddin İhsanoğlu'nu tanımaz, bilmezdiniz ve hatta tanıdıkça da pek sevmediniz. Şimdi biz eleştiriyoruz diye ama sizin Erdoğan'a sesiniz çıkmıyor diyerek kendi adayınızdan duyduğunuz memnuniyetsizliği gizleme telaşını yaşıyorsunuz. Mutsuz halinizin faturasını başkalarına kesmek zorunda kalıyorsunuz. Kabul edin beceremediniz, olmadı, yine Erdoğan'ı devirecek bir aday ve strateji koyamadınız ortaya ve hep olduğu gibi daha yarışa girmeden başladınız mızmızlanmaya. İşte bu yüzden topu taca atıyorsunuz, Ekmeleddin'i sordukça Erdoğan ile cevap veriyorsunuz. Ya da Ekmeleddin'i hiç görmek istemiyor ve her gün Erdoğan bize nerede yanlış yapmıştı, bugün hangi eksiğini gündeme getirelim motivasyonuyla uyanıyorsunuz. 10 yıldan uzun bir süredir koşan-terleyen ve sahadaki bir siyasetçi olan Erdoğan'ı İhsanoğlu ile kıyaslamak bile mümkün değilken ve hatta bu kadar yıpranmış, yorulmuş bir Erdoğan'ı sıfır kilometre birisi ile kıyaslamak adaletsizlik olmasına rağmen bunu yapabiliyorsunuz. Çünkü bir devir kapanıyor ve siz o devri halen daha asr-ı saadet zannetmekle meşgulsünüz.

Gelelim "Ekmek için Ekmeleddin" sloganına ve bizzat İhsanoğlu'nun bu slogan ile topu taca atıyor olmasına. Bugün Ekmeleddin beyin Çırağan Sarayında gerçekleştirdiği basın toplantısını  televizyondan izlerken ne kadar basit ve amatör bir organizasyon olduğunu gördükçe üzüldüm. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı adayı için böyle ucuz kampanya kim tarafından yürütülüyor diye düşündüm. Konuşmadan tutun, salonun ışıklandırmasına ve Ekmeleddin beyin heyecansızlığına kadar her şey statikti ve doğrusu da buydu sanırım çünkü kendisi statükonun adayıydı. Ermeni meselesini, Kürt sorununu, Filistin-İsrail konusunu sorduklarında 70 yıllık ömründen kesitler sunmaya, anılarla kendini anlatmaya başlaması da sanırım bu yüzdendi. Ekmeleddin İhsanoğlu en kritik konularda önce top çevirdi ve kendince çaktırmadan topu taca atıverdi. Aday gösterenlerin de kendisinden beklediği bu olmalıydı çünkü Kürt-Ermeni meselesinde bir laf etse MHP ve CHP seçmenini rahatsız edebilirdi. Madem ki uzlaştırıcı olacaktı, o halde böyle kritik konularda laf etmesi doğru olmazdı. Mevcut sorunların donuk bir şekilde kalması, tıpkı eskiden olduğu gibi böyle hayati konuların cumhurbaşkanınca değil, belki de siyasetçe de değil, askerlerce ve bürokratlarca ele alınması gerekirdi. Ekmeleddin bey suya sabuna dokunmadan Çankaya köşkünde oturmaktan başka bir şey vaat etmediği gibi hali hazırda emekliliği gelmiş biri için kaçırılmaz bir fırsatı yakalayarak tarihe (olumlu manada olmasa da) adını yazdırmak için aday olmuştu sanki. Önüne koyulan metni okurken bile zorluk çeken Ekmeleddin bey için biçilen rol ne ise onu oynadığı aşikar. Dolayısıyla bugüne kadar topa girmeyen, top önlerine geldiğinde de taca atanlar gibi o da Kürt sorunu, Ermeni açılımı falan beni ilgilendirmez ben "ekmeğime" bakarım dedi. Şimdi oturun ve düşünün; bilgisi, birikimi, kariyeri ile kızımıza iyi damat olacak ve etliye sütlüye bulaşmayacak birini mi arıyoruz yoksa Türkiye'nin can alıcı sorunlarında inisiyatif alacak, demokratik dönüşümü ve değişimi gerçekleştirecek aktörlerden biri olacak cumhurbaşkanı mı? Tarafsızlık meselesine gelince; kimse aklımızla alay etmesin, hepimiz tarafız ve ben değişimin tarafındayım. "Change we can believe in" ve Yes We Can!    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder