1 Haziran 2015 Pazartesi

HDP Barajı Geçebilir mi?




Son 3 seçimdir yurt dışı seçmen kütüğünde kayıtlıyım. Hal böyle olunca taksiciden, berberden, sokaktan ve mahalleden seçim havası koklamak pek mümkün olmuyor. Neyse ki bu kez de seçimden hemen bir hafta öncesinde memlekete geldim ve kendimce seçim atmosferine az da olsa şahitlik etme imkanım oldu.

Havalimanına indiğimde ilk işim elbette sandığa gitmek oldu. Oyumu kullandım ve akabinde taksiciden başlayıp ilk kez oy kullanacak olan gençlerden tutun yarım asırdır oy kullananlara, berbere, mühendise kadar bir çok insan ile seçim sohbeti yaptım.

Kritik konu malum; HDP barajı geçecek mi geçmeyecek mi? 10 kişiden 8'i HDP'nin barajı geçeceğine inanmış, genel gerekçeleri ise medyadaki HDP popülaritesi. Anlaşılan Selahattin Demirtaş'ın sazlı-sözlü CNN Türk konukluğu epey prim yapmış. Abi bunlar CHP'den de çok oy alacaklar, sırf AK Parti tek başına iktidar olamasın diye taktik yapıyorlar diyen de var, Cumhurbaşkanlığı seçiminde neredeyse %10 aldılar zaten kardeşim diyen de. 

Bana kalırsa HDP'nin barajı geçmesi o kadar kolay değil. Samimi düşüncem az bir farkla direkten dönecekleri şeklinde. Özellikle 6-8 Ekim Kobani olaylarının HDP'ye negatif etki ettiğine inanıyorum. Bunun yanında Kürtler herhalde HDP'ye MHP veya CHP ile koalisyon olsun diye oy vermeyecektir. Esasen Türkiye böyle bir koalisyonu istemeyeceği gibi Kürtlerin de AK Parti'ye vefasızlık edeceğini düşünmek çok makul görünmüyor. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan "Kürt Sorunu Yoktur" diyerek gönül kırmış, Roboski katliamı yüreklerde yara bırakmış olsa da verili aktörler içerisinde Kürtlerin yine en çok güveneceği isim çözüm sürecini başlatan, siyasi riskler alıp İmralı ile görüşmelerin yürümesini sağlayan Erdoğan ve onun kurucusu olduğu AK Parti'dir. Dolayısıyla bölgede tehdit ve baskılar dışında AK Parti'nin oylarını HDP'ye kaydıracak önemli bir gerekçe yok. 

HDP'ye CHP saflarından gelebilecek desteğin ise geçici olduğu, hiç değilse samimiyetinin sorgulanması gerektiği aşikar. AK Parti riskler alıp çözüm sürecine evrilen açılım politikasını sırtlanırken, değil sessiz kalmak, işe çomak sokmak ve süreci akamete uğratmak için elinden geleni yapan partilerden birisi de CHP idi. Bugün CHP'nin ve seçmeninin HDP'ye şirin görünmesinin sebebi Erdoğan'ı ve AK Parti'yi güçsüzleştirmenin yolunun HDP'yi meclise sokmaktan geçmesidir. Selahattin Demirtaş'ın "Seni Başkan Yaptırmayacağız" söylemi sabah-akşam Erdoğan karşıtlığı yapanlara elbette şirin görünmüştür. Sanıyorum bu durumu Kürt seçmen de görmekte ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden kendilerine kur yapıldığını fark etmektedir. Bir de tabi ortamlarda HDP'ye oy vereceğini söyleyip sandıkta 6 oktan vazgeçmeyecek olanları da unutmamak gerekir. CHP'den gelecek oya güvenen HDP'nin günün sonunda seçimin kaybedeni olması muhtemeldir.

Gülen Cemaatinin, 30 Mart yerel seçimleri ve 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerinde başaramadığını bugün HDP üzerinden deniyor olması ise hiç değilse büyük bir acizlik içinde olduklarının delaletidir. Paralel yapının gazetelerinde, paralel yapıya mensup akademisyen ve köşe kadılarının yazıları ve tweetlerinde HDP için istenen oylar ile dün aynı yapının polisleri ve emniyet imamlarınca organize edilen KCK operasyonları çelişki değil de nedir? Daha dün KCK soruşturmaları ile Kürt siyasetçileri içeri tıkmaya çalışan paralel yapının bugün sırf Erdoğan'ı ve AK Parti'yi zora sokmak için HDP'ye oy istiyor olması da elbette seçmenin gözünden kaçmayacaktır. AK Parti'ye kırgın olan muhafazakar Kürt seçmen için ise adres HDP'den çok Hüda-Par'ın bağımsız adayları olacaktır. 

HDP'nin barajı geçme ihtimalini düşük görmemin bir başka sebebi ise cumhurbaşkanlığı seçiminin bir kriter olarak görüldüğüne inanmıyor oluşumdur. Zira cumhurbaşkanlığı seçiminde sandığa gitme oranı %75 dolayındaydı ve bu oranın 7 Haziran seçimlerinde hiç değilse 7-8 puan artacağını öngörmek zor değil. 7 Hazirana kadar gümrüklerde oy kullanma devam ediyor ve bugün itibariyle yurtdışı seçime katılım oranı %40'ları bulmuş durumda ki bu oran cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %5 dolayındaydı. Bu şu demek oluyor, seçime katılım arttıkça HDP'nin barajı geçebilmesi için oylarını ciddi anlamda arttırması gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaklaşık %10'a tekabül eden 3.9 milyonluk oyun seçime katılım oranı arttığında HDP'nin barajı geçmesi için yeterli olması mümkün değil.

Bazıları bu söylediklerim için "wishful thinking" - hüsnükuruntu-  diyebilir, bana sorarsanız da HDP barajı çoktan geçti, HDP'nin baraj sorunu kalmadı gibi düşünceler büyük bir temenniden ibarettir. Peki HDP barajı geçmeli midir? Bu sorunun cevabını düne kadar HDP'nin temsil ettiği iddiasında olduğu Kürtlere hain ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapanlardan "evet" olarak duyduğumuza göre bu işte bir iş var. Mesele HDP'nin barajı geçmesinden çok AK Parti'nin tek başına iktidar olacak sayıda milletvekili çıkarmaması, en azından yeni anayasayı referanduma götürebilecek 330 milletvekiline ulaşamaması olarak görünüyor. Yani düşmanımın düşmanı benim dostumdur siyaseti HDP'nin siyasetinden, değerlerinden, yaklaşımından çok daha fazla ilgi görüyor.       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder