16 Şubat 2010 Salı

Bağımsızlığın 2. Yılında Kosova'daki Gelişmeler

Kosova 17 Şubat 2008 yılında Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi Martti Athisaari'nin hazırlamış olduğu plan doğrultusunda bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlığın ilanı ile birlikte başta ABD olmak üzere Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok devlet bağımsızlık ilanını hemen tanırken, bugüne kadar Kosova, içinde 22 Avrupa Birliği üyesi ülkenin de bulunduğu 65 ülke tarafından tanındı. Kosova'nın Athisaari Planı doğrultusunda kazandığı bağımsızlık bugünlerde 2. yılını doldururken Kosova halen daha ciddi sorunlarla karşı karşıyadır.

Sırbistan ve Rusya Engeli

Kosova'nın bağımsızlığa giden süreçte meşruiyet kazanmasını sağlayan en önemli nedenlerden biri Sırp milliyetçilerin Yugoslavya'nın dağılma sürecinde izlediği ırkçı ve şiddet içeren politikalardı. Kosovalı Arnavutlara karşı oluşturulan baskı politikaları gerçekleşmeden önce Kosova özerk statü ile Sırbistan Cumhuriyeti'ne bağlıydı. Eski Sırp lider Slobodan Miloseviç önderliğinde Kosova'nın arnavutlardan temizlenmesi için başlayan baskı politikaları neticesinde nüfusun yaklaşık %90'ını oluşturan Arnavutlar da Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) altında örgütlenerek Sırp Polisine karşı direniş göstermişlerdir. Bu direnişle birlikte şiddetini arrtıran Sırbistan Devleti 1999 yılında NATO tarafından yapılan hava operasyonuyla durdurulmuş ve bu tarihten sonra Kosova Sırbistan Cumhuriyeti'nin denetim ve yönetiminden çıkmıştır.1 Birleşmiş Milletler'in denetimi altına giren Kosova uzun ve sabırlı bir bekleyişin ardından 17 Şubat 2008'de bağımsızlığını ilan etmiş ve dolayısıyla bağımsızlık ilanı öncelikli olarak Sırbistan'ın ve Sırpların ezeli müttefiki Rusya'nın büyük tepkisini çekmiştir. Sırbistan ve Rusya halen daha Kosova'yı tanımazken çeşitli platformlarda bu konuyu gündeme getirmek ve Kosova Sırbistan Cumhuriyeti'nin bir parçasıdır demekten geri kalmamaktadırlar. Bunun bir örneği meselenin Sırbistan tarafından Uluslararası Adalet Divanı'na taşınmasıdır.

Kosova Bağımsızlığı Uluslararası Adalet Divanı'nda

Bağımsızlık ilanını asla tanımayacağını açıklayan Sırbistan, Ekim 2008'de, Kosova'nın bağımsızlık kararıyla ilgili olarak Uluslararası Adalet Divanı'nda tavsiye kararı alınması yönündeki talebiyle BM Genel Kurulu'na yasa tasarısı sundu. BM Genel Kurulu'nda görüşülen tasarı, 6 hayır oyuna karşı, 77 evet oyuyla kabul edildi. BM Genel Kurulu'nda 77 ülke de çekimser oy kullandı. Bu oylama neticesinde Sırbistan, BM Genel Kurulu'nda çoğunluğun desteğini arkasına alarak, konuyu Uluslararası Adalet Divanı gündemine taşımayı başardı.2 1 Aralık 2009'da davayı görüşmeye başlayan Uluslararası Adalet Divanı'nın alacağı karar herhangi bir hukuki bağlayıcılık taşımamakla birlikte bir tavsiye kararı niteliğindedir. Sırbistan'ın konuyu Uluslararası Adalet Divanı'na taşımakla amacı Priştine ile Belgrat arasında yeni bir pazarlık süreci başlatabilmek. Davanın ilk oturumunda her iki tarafta konu ile ilgili tezlerini 3'er saatlik süre içerisinde sundular. Dava süresince 9 gün boyunca 29 ülkenin konuya ilişkin savunma ve görüşleri alındı ve kararın önümüzdeki bahar ayları içinde açıklanması bekleniyor. Sırbistan'ın Kosova'nın bağımsızlığının illegal olduğuna dair önemli bir referans olarak beklediği sonucun her iki devletin de lehine ya da aleyhine olmayacağı söyleniyor. Fakat mahkeme sonucunda ortaya çıkacak tarafsız bir karar Kosova'nın bağımsızlık meşruiyetini arttıracağı gibi Kosova için yeni tanınmaları da beraberinde getirecektir. Sırbistan'ın başvurusu neticesinde oluşan mahkeme eğer Kosova'nın bağımsızlığına ilişkin herhangi bir olumsuz ifade kullanmazsa bu kararın ayrılıkçı hareketler ile sorunu olan ülkelere de etki edeceği düşünülebilir.

Kuzey Mitroviça'ya karşı Preşevo Resti

Kosova'da önemli sorunlardan biri de Sırp azınlığın siyasi – ekonomik - kültürel hayata katılmaması ve özellikle iki bölünen Mitroviça kenti ve Kosova'nun kuzeyinin Kosova'dan ayrılması durumudur. Belgrat yönetimince de desteklenmekte olan Sırp azınlık Kosova'nın ilk yerel seçimi olan Kasım 2009 seçimlerinde oy kullanamak üzere baskı altında tutuldu. Sırp azınlık üzerindeki Sırbistan baskısı en son Sırbistan Hükümetinin Kosova’ya ait Bakanlık Devlet Sekreteri Oliver İvanoviç'in Kosova Güvenlik Gücüne Sırpların katılmaları yönünde çağrı yapan KFOR yetkililerini uyarması ile gündeme geldi.3 Bilindiği gibi Kosova'da güvenliği sağlamak için 1999 yılında Barış gücü (KFOR) yerleşmiş ve bugün Kosova Güvenlik Güçleri'ni örgütlemek ve eğitim vermek üzere halen daha varlığını korumaktadır. KFOR yetkilileri Kosova Güvenlik Gücü'nün Athisaari planının öngürdüğü çok-etnikli devlet yapısı doğrultusunda Sırp azınlığın katılımı ile oluşmasını sağlamaya çalışırken bu duruma Sırbistan'ın müdahale etmesi, Belgrat'ın halen daha Sırp azınlık üzerinden Kosova'ya baskı kurduğunu göstermektedir. Sırbistan diğer taraftan da Kosova'ya sınır komşusu olan Karadağ ile ilişkilerini sıkı tutmaya çalışarak Kosova'yı yalnızlaştırmak istemektedir. Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç, Karadağ'ın Byelopolye şehrindeki Aziz Sava Akademisi'nde yaptığı bir konuşmada, “''Hiçbir zaman kavgalı olmadık. Bundan sonra da olmayacağız. Bizim için ebedi olan kardeşliğimiz, ortak tarih ve mücadelemizdir'' dedi. Kosova mücadelesinde bir karış topraktan bile vazgeçmeyeceklerini belirten Yeremiç, bugün kendilerinin, yarın gelecek kuşakların Kosova'yı savunmaya devam edeceklerini vurguladı.4

Sırbistan'ın bu politikalarına karşı Kosova hükümeti ve yetkileleri daha çok uzlaşma yolunu tercih etmektedirler. Özellikle Kasım 2009'da yapılan seçimlerde Sırp azınlığı oy kullanmaya davet eden Kosova hükümeti, Athisaari planında yer alan çok-etnikli yapı konusunda dikkatli davranmaya ve bu maddeyi korumaya yönelik politikalar üretmeye çalışmaktadır. Kosova Hükümeti'nin bu yapıcı tutumu içerideki muhalif seslerce ciddi şekilde eleştirilmekte, özellikle Vetevendosje (Kendi Kaderini Tayin) hareketinin üyelerince düzenlenen boykot ve hükümet karşıtı eylemlere maruz kalmaktadır. Kosova hükümetinin bir diğer yaklaşımı ise Kuzey Kosova'nın kendilerinden ayrılması tehdidine karşı, Sırbistan'ın toprakları içerisinde kalan ve nüfusunun çoğunluğu Arnavut olan Preşevo vadisinin Kosova'ya dahil olabilme ihtimalinin bulunmasıdır. Geçtiğimiz günlerde Kosova Meclis Başkanı Yakup Krasniçi yerel bir televizyonda, ülkenin kuzeyinde Kosova yasaları ve hükümetini reddetmeye devam eden Sırplara hitaben yaptığı konuşmada, “ülkenin kuzey kesimine ilişkin belirlenen stratejinin Kosovalı Sırplar için önemli olduğunu belirterek, bu stratejiyle Sırpların Mitroviça'nın kuzeyinde belediyeye sahip olacaklarını, bunun bölgede hukuk düzenine işlerlik kazandırmak açısından önemli bir gelişme olduğunu savunurken, ülkedeki Sırplara bütünleşme çağrısında bulundu. Krasniçi, Kosova'nın kuzey kesiminin ayrılması durumunda Sırbistan sınırları içinde Arnavutların çoğunlukta olduğu Preşova Vadisi'nin Kosova ile birleşebileceğini de sözlerine ekledi.5

Bağımsızlığın 2. yılında Kosova

Kosova bağımsızlığının ikinci yılını kutlarken halen daha bağımsızlığını tanımayan ve Kosova içerisinde yaşayan Sırpları kullanarak Kosova üzerinde baskı kurmaya çalışan bir Sırbistan ile mücadele etmektedir. Kosova'nın bu mücadelede en büyük güvencesi uluslararası sistemin başat gücü halindeki ABD'nin Kosova'ya olan desteği ve Avrupa Birliği ile ilgili yürütülen çalışmalardır. Belgrat'ta göreve yeni başlayan ABD büyükelçisi Mary Warlick'in “Kosova meselesinin ABD için artık kapandığı ve Kosova'nın statüsü konusunda Sırbistan ile anlaşmak zorunda olmadıkları” şeklinde açıklamaları Kosova açısından büyük önem taşımaktadır6. BM Kosova geçici misyonu (UNMİK) Başkanı Lamberto Zannier'in BM Güvenlik Konseyi toplantısında “Kosova'da durum sakin ancak hassas” şeklinde açıklama yapmasına rağmen Kosova'lı yöneticilerin geçtiğimiz yılda siyasi ve ekonomik anlamda önemli başarılar gerçekleştirdiğini vurgulaması ve mültecilerin geri dönmesi ve tarihi eserlerin korunması konusundaki çabalarını ifade etmesi7, UNMIK ile Kosova Hükümeti arasındaki anlaşmazlık ve koordinasyon eksikliğini göstermektedir. Kosova'da atılan olumlu bir adım ise KFOR'un asker sayısındaki azalmadır. Barış gücü KFOR 15 bin olan asker sayısını 10 bine düşürürken bunu bölgenin ve ülkenin güvenlik durumuna istinaden yapıldığını ve bu gelişmenin uluslararası barış gücü adına tarihi bir gelişme olduğunu vurgulamıştır.8 Anlatılan gelişmelerin önemi ve tarafları incelendiğinde Kosova meselesi halen daha uluslararası konumunu korumaktadır. Özellikle ülkede halen büyük etkisi olan Birlemiş Milletler Kosova Geçici Misyonu (UNMIK), Avrupa Birliği silahlı gücü (EULEX) ve Uluslararası Barış Gücü (KFOR) Kosova'nın halen daha kendi kaderini tayin etmek konusunda yetersizliğini gösterdiği gibi bu güçlerin de Kosova ekonomisinde büyük bir erimeye yol açtığı açık bir gerçektir. Kosova'nın karşısındaki sorunların en büyüğü ise bağımsız olduğu günden itibaren ekonomik sıkıntılardır. Kosova'da 2010 yılı bütçesi Kosova Meclisi'nde uzun tartışmalar sonucunda muhalefetin oylamayı boykot etmesine rağmen onaylandı9. 2010 yılı bütçesi bir önceki yıla oranda %6'lık bir büyüme ile 1,461 milyar avro.10 Bu büyüme mevcut hükümet tarafından her ne kadar Avrupa standartlarında ve yeterli olarak yorumlansa da muhalefetin yorumları ve Kosova'daki işsizliğin halen daha çok yüksek oranlarda olması durumun çok da iyi olmadığını gösteriyor.

Sonuç

Kosova bağımsızlığı henüz ikinci yılını doldururken Kosova birçok sorunla halen daha karşı karşıyadır. Özellikle içerideki muhalif hareketlerin ciddi tepkileri mevcut hükümeti içeride zorlarken dışardaki etkinlik alanını da kısıtlamaktadır. Bu durumda sorulması gereken önemli sorulardan biri, 1999 yılında Sırbistan Cumhuriyeti'nden tamamen bağımsız kalarak BM statüsü altına giren Kosova'da bağımsızlık ilanına kadar geçen yaklaşık 10 yıllık süreçte neler yapıldığıdır? Bağımsızlık için gerekli hazırlıklar yapılmış ve bu konuda konsensüs sağlanabilmiş midir? Gelinen şu aşamada görüldüğü üzere Kosova hazırlıksız bir bağımsızlık ilanı gerçekleştirmiş ve erken doğuşun sıkıntılarını yaşamaktadır. Genç nüfusun çok yüksek olduğu Kosova'da işsizlik ve ekonomi en büyük sorunlardan biridir. Kosova'nın bağımsızlığı sürecinde rol edinen politikacıların gelinen bu süreçte Kosova halkı içinde geçmişteki desteğini yitirmiş olmasının en büyük sebebi de bağımsızlık üzerinden iki yıl geçmesine rağmen henüz birçok sorunun çözülememiş olmasıdır. Ancak bu noktada politikacıların da manevra alanı çok fazla değildir. Halen daha uluslararası güçlerin etkin rol oynadığı Kosova'da politikacılar çok da etkin değiller. Bu durumda da Kendi Kaderini Tayin (Vetevendosje) hareketi ciddi bir halk desteği ile güçlü bir muhalefet oluşturmaktadır. Kosova'nın Avrupa Birliği'ne dönük hedefleri noktasında son gerçekleşen vize liberalizasyonunun dışında kalması da ciddi bir motivasyon kaybına neden olmuştur. Kosova'nın bağımsızlığı artık geri dönüşü olmayan bir süreçtir, bu anlamda Sırbistan'ın çabaları sadece süreci uzatmak ve Kosova'nın gelişmesini engellemekle sınırlı kalacaktır. Kosova bağımsızlığını uzun bir bekleyiş ancak hazırlıksız bir süreçten sonra ilan etmiştir. Önümüzdeki süreçte de bu hazırlıksızlığın neden olduğu sorunlar ile mücadele de Kosova'yı ciddi iç politik krizler beklemektedir.

dipnotlar









 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme