25 Mart 2010 Perşembe

Paket Değişiklik: İçindekiler ve Öneriler

Türkiye “anayasa değişikliği” meselesine kilitlenmiş durumda. İktidar partisi, muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları, yargı organları ve akademi camiası harıl harıl bu konuyu tartışıyor. Tartışırken aynı zamanda Türkiye’nin klasiklerinden olan; üslup kayması, etik duruşun bozulması, partizanlığın ve rantın ön plana çıkması da yaşanıyor.

Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğu fikri üzerinde genel bir uzlaşı olduğunu biliyoruz. Mevcut anayasamız olan 1982 anayasası her ne kadar üzerinde değişiklikler yapılmış olsa da yapıldığı dönemin ruhunu her haliyle üzerinde taşıdığı için günümüz şartlarını kaldıramıyor. Halen daha küçük bir kesim 1982 anayasasını savunuyor olsa bile 1982 anayasasının ne şartlarda halka sunulduğu ve referandum kavramına yakışmayan şekilde şeffaf zarflar ve renkli oy pusulalarının hem de asker gözetimi altında oy sandıklarına atılarak %92’lik bir kabul gördüğünü herkes biliyor. Anayasa dediğimiz şey aslında her şeyi düzenlemek zorunda olmayan çünkü bunu yasalara bırakan ve genel kaideleri günümüz şartlarını temel alarak ve daha ilerisini düşünerek kaleme alınan bir metindir. 1982 anayasasına baktığınız zaman gençliğin korunması ile orman ve orman köylüsüne dair ifadeler olan maddeler bulabilirsiniz. Bu gibi konuların anayasada değil de hukuk normları sıralamasında da ifade edildiği üzere anayasanın bir altında yer alan kanunlarla (yasa) açıklanması daha net ve anlaşılır bir anayasa ortaya koyabilmek için gereklidir. Ayrıca 1982 anayasası askeri darbenin hemen ardından her ne kadar bir akademik kurula yaptırıldığı söylense bile o kişileri seçenler askerler olduğu için tamamen askeri mantıkla yazılmıştır. Demokrasi teorisinin dünyayı kasıp kavurduğu ve demokratik değerlerin ulaşılması gereken bir hedef olduğu konularında hemfikir olduğumuza göre artık 1982 anayasasının hatta çok uzun zamandır gerektiği gibi ortadan kaldırılması ve yerine günümüz şartlarında geleceği hesap edebilen bir anayasa yazılması gereklidir.

Yukarıda anlattığımız nedenlerden dolayı yeni bir anayasa yapımı son dönemde sıkça gündeme gelmiş ancak yeni anayasanın yazılması konusunda bir toplumsal uzlaşı sağlanamamıştır. Toplumsal uzlaşı kelimelerinin en temel yansıması anayasadır. Anayasa, tüm toplumu kucaklayıcı ve toplumun her kesimi (etnik, dini, kültürel) tarafından kabul görmüş olmalıdır. Bugün Türkiye’de yaşanan anayasa değişikliği tartışmaları da anayasayı değiştirip değiştirmemek üzere değil, anayasa değişmeli ancak değiştirilirken belli bir zümrenin istek ve taleplerini değil, tüm halkın istek ve taleplerini karşılasın düşünceleri üzerinde cereyan etmektedir. Hatta bazı kesimler anayasa değişikliğini yeterli bulmadıkları ve anayasanın tamamen değiştirilmesini istedikleri için bu değişikliğe karşı çıkmaktadırlar.

İktidar partisi hazırladığı değişiklik paketi ile birlikte Avrupa Birliği üyelik sürecinde bizden istenen iç hukuktaki değişiklik hedeflerine ve ülkenin daha demokratikleştirilmesine atıf yapmaktadır. Muhalefet partileri ise çeşitli nedenlerle bu değişikliğe karşı durmaktadırlar. İktidar partisinin hazırladığı paket değişikliğin içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısı, siyasi partileri kapatmaya ilişkin zorlaştırma, Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı yolunun açılması, yüce divan kararları ve anayasa mahkemesinin yapısı ile ilgili hükümler bulunmakta. Yapılması öngörülen değişikliklerin demokrasinin gelişmesi ve ülkenin özellikle son dönemlerde içine girdiği krizleri önleme konusunda olumlu bir adım olduğunu söylemek yanlış olmayacak. Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısının 11’den 19 a çıkarılması ve üyelerinin 3’ünün TBMM tarafından seçilmesi, kalanlarının ise cumhurbaşkanınca atanması, üyeliklerinin 12 yıl ile sınırlandırılması, 45 yaşını dolduran ve yükseköğrenim görmüş vatandaşların da anayasa mahkemesi üyesi olabilmesinin önünün açılması gibi değişiklikler anayasa mahkemesinin yapısını daha demokratik bir hale getirecektir. Siyasi Partilerin kapatılmasının herkesçe kabul gördüğü gibi herhangi bir sonuç doğurmadığı ortadayken parti kapatmanın; “temelli” olmaması ve partilere yeniden açılabilme şansı tanınması, parti kapatma davalarının TBMM’nin iznine bağlanması ve siyasi yasakların 5 yıldan 3 yıla indirilmesi de olumlu birer adım olarak değerlendirilebilir. Yüksek Askeri Şura kararlarının askerlikle ilişik kesme konusunun yargı denetimine açılması gibi bir değişiklik ise demokratikleşme açısından son derece elzem bir harekettir. Yüce Divan kararları için de yargı yolu açılması, Anayasa Mahkemesi’nin sorgulanabilirliği ve denetlenebilirliği açısından önemli bir adım olabilecektir. HSYK yapısında gerçekleştirilmesi düşünülen değişiklik ile üye sayısı 21’e yükseltiliyor ve asıl yapılması gereken Adalet Bakanı’nın kurula başkanlık etmesinin kaldırılması ve bakanlık müsteşarının kurulun doğal üyesi olması durumunun değiştirilmesi gerçekleştirilmiyor.

Yukarıdaki değişiklik paketi içeriği esasen demokrasi teorisi çerçevesinde ve olumlu adımları içinde barındırıyor. Ancak bu değişikliklerin gerçekleştirilmesi konusunda ciddi sıkıntıya neden olan ve muhalefet ile bazı kesimlerin tepkisini çeken asıl şey bu değişikliklerin içinde yer alan geçici iki maddedir. Bu maddelerden birincisi, anayasa mahkemesinde açılacak parti kapatma davalarına ilişkin ve eğer bu değişiklikler gerçekleşmeden önce bir kapatma davası açılırsa, bu kapatma davasının yapılacak değişiklikler çerçevesinde ele alınmasını öngörüyor. Somutlaştıracak olursak, bu madde ile değişiklikler gerçekleşmeden önce AKP, CHP, MHP veya BDP’ye karşı açılacak bir kapatma davasının yapılacak değişiklikler doğrultusunda -yani TBMM’den izin almak kaydı ile kapatma davası açılabileceğini- ele alınacağını öngörüyor. İkinci geçici madde ise yapılması öngörülen değişikliklerin bir bütün halinde halkoylamasına götürüleceğini söylüyor. Bu da muhalefet ile uzlaşılan maddelerin TBMM çatısı altında oylanarak ve geri kalan yani uzlaşı olmayanların ise halkoyuna sunulmasını engelliyor. Eğer muhalefet partileri bu paketin tümüne dair hemfikir olmazlarsa, paketin hepsinin birden halkoyuna sunulması hedefleniyor.

Sonuç olarak, anayasa değişiklik paketinin içeriği demokratikleşme açısından olumlu işaretlerle dolu olmasına rağmen paket içinde yer alan iki geçici madde değişikliklerin demokrasi adına yapılıp yapılmadığı konusunda şüpheler uyandırmakta. Özellikle parti kapatma konusuna ilişkin eklenen geçici madde, iktidar partisinin kendilerine karşı açılacak olası kapatma davasına karşı kendini koruma altına almak istediği düşüncesini ortaya çıkarmakta. Bir başka mesele ise değişikliğin HSYK ile ilgili kısmında karşımıza çıkıyor. Avrupa Birliği normları hedefine ulaşmak niyetiyle bu paketi öneren iktidar partisi, AB raporlarında yargı bağımsızlığı ile ilgili yer alan HSYK Başkanı’nın Adalet Bakanı olmasının sakıncalı olduğu ifadesini es geçiyor. Bir diğer sıkıntılı mesele ise bu değişikliklerin neden bugüne kadar gündeme getirilmediği ve ülkenin adeta seçim yarışına girdiği bugünlerde ortaya atıldığı sorusudur. Bu sorunun cevabı olarak “İktidar partisi kendini bir çıkmaz içine daha düşürerek ve mağdur olduğunu iddia ederek yeni bir seçim kampanyası mı hazırlıyor” düşüncesi akıllara geliyor. Türkiye’de gerçekleştirilen açılımların en zarurisi de “anayasa açılımı” olarak karşımızda durmaktadır. Anayasa açılımı ise yine diğer açılım konularında yapılması gerektiği gibi halkın asgari müştereklerde uzlaştığı ve tüm kesimlerin düşüncelerinin alındığı bir şekilde gerçekleştirilmelidir.

Burak YALIM
25.03.2010

2 yorum:

  1. Değişiklik paketinde demokrasi adına önemli eksiklikler olarak görülebilecek hususlar var. Örneğin; milletvekili dokunulmazlıklarının sınırlandırılması ve seçim
    barajının aşağı çekilmesi...

    Ayrıca; söz konusu halk oylaması, önümüzdeki ilk seçimde, İktidar Partisinin alacağı oy oranı ile ilgili az çok ipucu verecektir.

    Paketin bütün olarak halkoylamasına sunulma
    olasılığı ise yanlış bir yöntemdir; halkın değişikliklere yönelik birebir iradesini
    yansıtmayacaktır.

    Son olarak, "Anayasa Açılımı" nın da bir belirsizliğe sürüklenmemesi temennimdir. (;

    YanıtlayınSil
  2. katkı için teşekkür ederim. Zaten adı geçen bir paket, yoksa beklenilen tümden değişikliktir ;)

    YanıtlayınSil