29 Mart 2010 Pazartesi

Türkiye’de Gençlik İnisiyatifleri ve TUİÇ Platformu

Türkiye’de öğrenci inisiyatifleri içerisinde mümkün olduğunca rol almaya çalışmış biri olarak son dönemde çeşitli isimler ve ilgi alanları etrafında kümelenen ve ortak bir hedef olarak “Türkiye’yi Yönetmek” parolasını benimseyen grup ve platformları ilgi ile izliyorum. Tabii olarak bu ilginin içerisinde en önemli pay, şahsımın da benzer bir platformda kuruculuk ve halen daha yöneticilik yapıyor olmasıdır. Lisans dönemimle 4 yılı tamamladığım öğrenci hareketlenmeleri içerisinde bu yılın sonunda beşinci yılımı bitireceğim. Birçok platform kuruluş sürecini ve kurulmadan dağılışını takip ettim. Ulusal ve uluslararası alanda düzenlenen etkinliklere katılırken en çok dikkat ettiğim mesele bir oluşumun ne kadar süreklilik arz ettiğiydi. Çünkü süreklilik yakalayabilmek için öncelikle sağlam bir duruş ve çıkarsız bir yaklaşım gerekli olduğuna inanıyorum ve Machiavelli’nin insan doğası gereği kötüdür ve anarşik ortamda kendi halinde bırakıldığı zaman ancak çıkarlarını koruma güdüsü ile hareket edecektir deyişinin birçok birlikte hareket alanını daralttığını, hatta yok ettiğini biliyorum.

Türkiye Uluslararası İlişkiler Çalışmaları (TUİÇ) Platformu, kurucu fikrini ortaya koyduğumuz günden itibaren mutlaka içinde tartışmalar yaşamakla birlikte, bugün çok büyük bir üst yapı haline gelmiştir. Türkiye şartlarında incelendiğinde böylesi bir projenin başladığı günden itibaren hiçbir siyasi bölüntüye ve iç hizipleşmelere kurban gitmemiş olması önemlidir. TUİÇ yapılanmasının ortaya çıkışı 2008 yılının Mayıs ayına tekabül etmektedir. Bugün baktığımızda aradan geçen yaklaşık 2 yıllık süreçte TUİÇ Platformu birçok çalkantılı süreç yaşamış ancak Türkiye üniversitelerinde ciddi bir ilgi uyandırmış, dördü yurtiçinde ve biri yurtdışında olmak üzere beş kongre düzenlemiş, nisan ayı içerisinde ve mayıs ayı başında kesinleşmiş olan üç büyük etkinliği de Bolu, Kocaeli ve Mersin’de gerçekleştirecektir. Kısacası TUİÇ Platformu, kuruluş aşamasında gerçekleştirdiği “kuruluş istişare çalıştayları” ruhu ile demokratik bir zemin oluşturma kabiliyetini nispeten gösterebilmiş ve bu uzun erimli sorun tespitleri, çözüm önerileri ve geniş tabanlara yayılma sürecinden sonra aktivite alanına girerek başarılı olduğunu göstermiştir. Bugün, TUİÇ Platformu havuzunda bulunan projeler, Azerbaycan, Sırbistan, Kosova, Makedonya, Almanya gibi kültürel ve ideolojik anlamda geniş bir yelpaze oluşturan ülkelerden alınan davetler bunun en büyük göstergesidir.

TUİÇ Platformu’nun birlikte ve diri kalmasının en önemli sebeplerinden birisi non-partizan olarak ifade ettiğimiz siyaset üstü duruşudur. Bu duruş, Türkiye içerisinde o veya bu nedenle belirli bir ideolojik kamplaşmaya sürüklenen genç neslin bir yuvarlak masa etrafında birbirinden farklı birçok görüş ve düşünceyi özgürce ifade edebilmesi ve sonuç olarak herkesin asgari müşterek olan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti çıkar ve geleceği” üzerinde uzlaşmasını sağlamaktadır. TUİÇ Platformunu başarıya ulaştıran ve ulaştıracak olan ikinci önemli sebep ise bugüne kadar gerçekleştirilmiş tüm buluşma ve çalışmalarda şüphe uyandıracak herhangi bir sponsorluk desteği veyahut lojistik desteğin olmamasıdır. Bunun bir sonucu olarak “gönüllülük” mantığı ortaya çıkmakta ve aslında farkında olmaksızın, menfaat gütmeden ülkesi için birlikte olma çabası içinde olan bir gençlik profili ortaya çıkmaktadır. Burada sorulması gereken soru TUİÇ Platformu’nun herhangi bir destek olmaksızın ne kadar ayakta durabileceği ve neleri gerçekleştirme şansının olduğudur? Bu konuda genel kanı Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanalıyla ve proje bazlı çalışmalar yürütülerek bu mali sıkıntıların aşılması yönündedir ki bu inanış hiçbir şekilde oluşumu herhangi bir gruba veya inanışa bağlı bırakmayacaktır. Oluşumun yegâne bağı devlet ve devlet kurumları ile olacaktır. Hepimizin de takdir ettiği gibi zaman parayı verenin düdüğü çaldığı zamandır ve ülke sathında sadece ülkenin vatandaşlığına sahip olduğu için sorumluluk taşımak isteyen bireylerin, kimsenin çıkar mekanizmalarına girmemesi gereklidir. Nitekim günümüzde belediyelerden tutun da en yüksek kurumlara kadar birçok kuruluş bazı etkinlik ve aktiviteleri sırf imaj ve siyasi rant için desteklemektedir. Bu bağlamda tüm gençlik aktivitelerinin bağımsızlığı için devlet eli ve desteği elzemdir.

Sonuç olarak; belirtmek isterim ki bir gençlik inisiyatifi için en önemli meselelerden bazıları; süreklilik, sağlam temellere dayanan bir inanış, gündelik siyasetin aracı olmamak, kurucu ve yürütme ekibinin oluşum dışındaki herhangi bir amaca değil gönüllülere hizmet etmesi ve süreklilik sağlanırken iç çatlakları onarma kabiliyetini gösterebilme ve bu hamleleri gerçekleştirirken de içeride kalan ya da gidenlerin dikkatli bir analizi ile etik ve ahlaklı davranıp davranmadığının gözlenmesidir. Son söylediğim “dikkatli gözlemin” oluşumun sürekliliğini etkileyebilecek önemli bir faktör olduğu düşünülürse, oluşum içindeki çatlaklığın onarımında grup içinden gidecek ya da kalacak kişilerin hangi doğrultuda çaba sarf ettiği önemlidir. Siyaset hayatından örnek vermek gerekirse eğer, birçok kişi birçok kez parti değiştirmekte veya kendi partisini kurmaktadır. Ancak bunların hangi oranda başarılı oldukları ve bölünmüşlük mü yoksa zenginlik mi yarattıkları önemlidir. Nihayetinde bahsettiğimiz tüm tartışı konuları öyle ya da böyle tüm gençliği ve gençlik inisiyatiflerini ilgilendirmekte ve ilgilendirecektir. Tüm bu düşünceler ışığında TUİÇ Platformu özellikle üyeler ve üye olmayanlar açısından ciddi bir özeleştiri sürecini her zaman yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Bu durum TUİÇ Platformu açısından olumlu bir kabulleniş olduğu gibi TUİÇ Platformu’nun daha sağlam adımlar ile ilerlemesi açısından pozitif bir etki yaratacaktır.

Burak YALIM
TUİÇ Genel Koordinatörü

30.03.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme