9 Kasım 2010 Salı

Atatürkçülük Meselesi

Bugün tatil olacak mı? Yarım gün mü tatil yapacağız? Resmi kurumlarla işimiz var, acaba çalışıyorlar mı? … gibi soruların nedeni 10 Kasım olmamalı diye düşündüğüm için klavyenin başına geçtim bir kez daha.

Şahsen pek anlayamadığım yas şekillerimiz var. Evet, bugün Büyük Lider, Cumhuriyeti kuran kadronun orkestra şefi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 72. Yıldönümü ve değerli şahsiyeti rahmet ve derin bir saygı ile anıyorum. Bakıyorum sosyal paylaşım siteleri daha bugünden çeşitli video, fotoğraf ve söz yazı ile kuşatılmış durumda. Bu çok doğal ve gerekli de bir yaklaşım. Alelade bir futbol maçı ile ilgili video bombardımanına tutulurken böylesi önemli bir şahsiyetin ölüm yıldönümünde onunla ilgili paylaşımlar yapılması çok normal ve gerekli. Ancak bunun da bir sınırı olabilmeli diye düşünüyorum. İşte burada anlamsız yas tutma halleri karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde bir organizasyon planlaması yapılırken bir arkadaş soruyor, “10 Kasım’da acaba devlet kurumları telefonlara cevap verir mi?” Bir diğeri “belki sabahtan ulaşamazsın ama öğleden sonra mutlaka yardımcı olurlar” şeklinde cevap veriyor. Bir başka dost meclisinde ise “Atatürk keşke biraz daha yaşasaydı bak o zaman ülke bu hallerde olur muydu?” mealinde bir cümle işitiyorum. Daha bir ilginç örnek ise bugün halen daha Atatürk olsa şöyle olurdu böyle olurdu gibi konuşulması ve Atatürk üzerinden bazı betimlemeler ile mevcut siyasi ortamın ilişkilendirilmesidir.
Yukarıda söylediklerim bu yazının okurlarının büyük çoğunluğuna saçma geliyor olabilir. Hatta biraz daha işi abartıp “işte böyle Atatürk’ü belleklerden silmek istiyorlar” diyenler de çıkacaktır. Bunu anormal karşılayıp sizlere düşman falan kesilmeyeceğim. Lakin “önyargıları kırmak atomu parçalamaktan zordur” demiş Albert Einstein. Ben yılmadan usanmadan derdimi anlatmaya devam edeceğim. İnanıyorum ki Mustafa Kemal de böyle yapmıştı. Peki benim derdim ne? Ben değerli şahsiyetlerin ölümleri ile birlikte düşünceleri de öldü demiyorum. Mutlaka büyük eserler bırakan insanları sık sık anmak, geçmişten dersler de çıkarmak gerekmektedir. Ancak bu bağlılığın, bu anış halinin bir taassuba dönüşmesine tamamen karşıyım. Ülkemizde Atatürk’ü anma günlerinde heykellerinin karşısına geçilip baş sallamak vesilesi ile ona saygı duyduğunu ve onu özlediğini düşünen insanlarımıza bir çağrı yapmak istiyorum. Atatürk’ü anlamak demek 10 Kasım günlerinde hatırlamak değildir, Atatürk’ü anlamak onu tanımaya çalışmakla başlar. Bunun için de okumak araştırmak ve en nihayetinde değerlendirmek gereklidir. Bugün bu fırsatların daha çok olduğu da bir gerçektir. Çünkü bilgiye ulaşmak hem çok kolay hem de bilgiyi paylaşmak ve konuşmak da eskisi kadar ürkütücü değildir.
Bir de müzmin çelişkilerimize değinmek gerekiyor. Mesela Atatürkçü olduğunu söyleyip sabahtan akşama kadar Türkçeyi bile doğru düzgün konuşmayı beceremeyen, genellikle sosyal paylaşım alanlarında kendilerine göre jargon üretenlere ne demeli? Şimdi bu zat-ı muhteremler(!) iki video paylaşıp bir Atatürk fotoğrafı ile kendilerini süslediklerinde Atatürkçü olacaklar mı? Başka bir boyutu ile düşünelim. Ülkenin emanet edildiği gençliğe bakalım. Kahır ekseriyeti kendini Atatürkçü olarak tanımlayacaktır. Peki, Atatürkçü olmak demek lafla peynir gemisi yürütmek demek mi? Şahsen bu konuda tevazu gösteremeyeceğim. Elimize aldığımız iş ne olmuşsa mümkün mertebe yerine getirmek için çabaladık. Bugün uluslararası ilişkiler çalışmaları üzerine odakladığımız gençlik platformumuz TUİÇ, başarılı çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Fakat her ne hikmetse her fırsatta Atatürkçü düşünceye bağlılık yahut Atatürk’ü sevmek ya da sevmemek üzere sorgulanıyoruz. İşin komik boyutu, Atatürkçü olduklarını iddia edip bizlerin Atatürk sevgisini sorgulayanların Atatürkçülük üzere bilgileri de fena halde eksik, yaşam içerisinde edindikleri tavırlar da bir o kadar şahsiyetsiz. Bir başka mesele de Atatürk’ü sevmek yahut sevmemek üzere kısır tartışmalara maruz bırakılmak. Kimse kimseyi sevmek zorunda değildir, saygı ise zaruridir diye kırk bin kere söylesek de bunu değiştirmek, bu kısır ve anlamsız tartışmalardan uzaklaşmak konusunda muvaffak olabilmiş değiliz.  
Evet, bugün 10 Kasım, Atatürk’ün ölümünün 72. Yıldönümü ve Türkiye Cumhuriyeti yıllardır dillere pelesenk olmuş “Cumhuriyet elden gidiyor” sloganına rağmen dimdik ayakta. Kimileri bu fikrime malum iktidar partisi nedeniyle katılmayabilir ancak iktidar dediğimiz şey Mustafa Kemal’in de söylediği gibi kayıtsız şartsız millete aitse, başka seçeneğimiz yok arkadaşlar. Cumhuriyet elden gidecek paranoyasına sarılmaktansa alternatif politikalar geliştirmek gerekiyor, cumhuriyet düşmanları deyip birilerini işaret etmek yerine cumhuriyet için çalışmak, üretmek ve en önemlisi cumhura yani halka güvenmek gerekiyor. Son söz olarak belirtmek istiyorum, Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve saygıyla anıyoruz. Yetmez mi, ille şekille mi olmalı. O zaman vakti zamanında yaptığımız bir Anıtkabir ziyareti fotoğrafımızı da yayımlayalım.      
2008 Anıtkabir Resmi Ziyareti - ÇOMÜ UİT Başkanı Burak YALIM

1 yorum:

  1. BURAK HOCAM YÜREĞİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK.
    ATATÜRK'Ü SEVMEK ZAMAN İÇERİSİNDE İSTİHALELER GEÇİRİYOR.KENDİSİ SAĞ İKEN KURTARICI VE DEVLET BAŞKANI OLARAK SEVİLİP SAYILIYORDU.VEFATINDAN SONRA TAKİPÇİLERİ VARDI.SONRALARI İDEOLOJİLERİN ELİNDE,"İŞİNE "GELDİĞİNDE KULLANILACAK BİR SIĞINAK OLDU.YAKIN ZAMANLARDA İSE YALNIZCA BAYRAK...
    O'NU SEVME YARIŞINA GİRENLER SADECE KENDİ İKBAL VE MENFAATİNİ DÜŞÜNEREK SEVDİLER.O'NA EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ,O'NU SEVMEYE HERKESİ MAHKUM ETMEK İSTEYENLER YAPTILAR.ALIN ŞİMDİ SİZE KUPKURU BİR ATATÜRKÇÜLÜK...SEVEN NİÇİN SEVDİĞİNİ,SEVMEYEN NİÇİN HOŞLANMADIĞINI BİLMİYOR.
    ASLINDA HER ŞEYİ ÇOK İYİ BİLEN DEVLETLÜLERİN DE SAMİMİYETİNDE EKSİKLİKLER VAR.
    ATATÜRKÇÜLÜK BU ÜLKEDE SAFHA SAFHA MEVCUT:
    İLKÖĞRETİM SEVGİ,ORTA ÖĞRETİM EZBER,YÜKSEK ÖĞRETİM SORGULAMA,AŞAĞILAMA,HOR GÖRME VE KOPUŞ.
    BENİM ACİZANE ÜMİDİM HALKIMIZ...EN İÇTEN VE TEMİZ SEVGİ ONLARDAN GELİYOR.
    DÜŞÜNEN VE MEMLEKET DERTLİSİ İNSANLAR DA MAALESEF YETERİ KADAR KENDİLERİNİ ATATÜRK'Ü "ÖĞRENMEYE,ANLAMAYA,TAHLİL VE TETKİK ETMEYE,DUYGUSALLIKTAN SIYRILARAK TAMAMEN BİLİMSEL ANALİZ ETMEYE" HASREDEMİYORLAR.SANKİ BİRİLERİ O'NA DOKUNMAK VE DOKUNDURMAK İSTEMİYORLAR.HAL BÖYLE OLUNCA ATATÜRK ULAŞILAMAZ BİR TABU HALİNE GELİYOR.
    FİKİRLERİNİZE KATILIYOR,BAŞARILAR DİLİYORUM.
    TURGUT AKIN

    YanıtlayınSil