2 Nisan 2011 Cumartesi

Balkan Ülkelerinin Ortadoğu’daki Kriz Ülkelerinden Farkı


Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan halk ayaklanmaları bazı ülkelerde halen devam ederken bazılarında yeniden yapılanma sürecine geçilmiş durumda. Tunus ve Mısır’da iktidarlar devrildi ve geçiş süreci yaşanıyor, Libya da ise Kaddafi ile devam edilmeyeceği kesin gibi ancak henüz çatışmalar bitmiş ve sükûnet sağlanabilmiş değil. Yemen, Bahreyn, Ürdün ve hatta Umman da ise gösteriler aralıklarla sürmekle birlikte iktidarları yıpratması ve devirmesi konusunda henüz net bir şey söylemek mümkün değil. Ancak kesin olan bir şey var ki tüm bu gelişmelerden sonra Ortadoğu eski Ortadoğu olmayacak. Tüm bu gelişmeler Ortadoğu coğrafyasını uluslararası ilişkilerin merkezine oturtmuşken aslında bir başka sorunlu coğrafya olan Balkanlarda da yaşanan gelişmeler pek iç açıcı görünmüyor.
Arnavutluk’ta Muhalefet Bastırıyor
2009’un Haziran sonunda Arnavutluk’ta yapılan genel seçimlerden sonra oyların sayımında usulsüzlük yapıldığı yönünde iddialar ile sokaklara dökülen Sosyalist Parti mensupları seçimlerin tekrarını istemiş, seçimin galibi Başbakan Sali Berişa ise buna direnmiş ve bir süreliğine de olsa sular durulmuştu. Sosyalist Parti Başkanı ve Tirana Belediye Başkanı Edi Rama’nın hükümeti yolsuzluk temelli suçlamaları ile 21 Ocak 2011’de yeniden sokağa dökülen muhalifler Arnavutluk Cumhuriyet Muhafızları tarafından sert karşılık görmüş ve 4 kişi hayatını kaybederken yaralananlarda olmuştu. Aynı zamanda Sali Berişa hükümeti ortaklarından Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı İlir Meta hakkında yolsuzluk iddiaları ortaya atılmış ve geçen yıl Mart ayında Dışişleri Bakanlığı görevindeyken dönemin Enerji Bakanı Dritan Prifti ile yaptığı bir görüşmenin kayıtları yayımlanmıştı. Bu gelişmelerden sonra Ilir Meta istifa etmesine rağmen Edi Rama liderliğindeki muhalifler hükümetin derhal görevi bırakması ve yeni seçimlere gidilmesini istemişti.
Makedonya Erken Seçime mi?
Arnavutluk’ta bunlar yaşanırken hemen yanı başındaki Makedonya’da ise muhalefet partisi 28 Ocak tarihinden itibaren başlattığı meclis boykotu ile iktidar partisini seçimlere gitmeye zorluyor. Muhalefetin A1 isimli televizyon kanalı ve ona ait gazetelerin kapatılması sebebiyle başlattığı meclis boykotuna 2011 hedeflerini Avrupa Birliği ile entegrasyon olarak açıklayan Başbakan Nikola Gruevski’nin daha fazla direnmeyip seçimlere gitmek için hazırlık yapmaya başladığı söyleniyor. Her ne kadar Nikola Gruevski Makedonya’nın 2011 hedefini AB ile entegrasyon olarak açıklasa da ülkenin ekonomik sıkıntıları, işsizlik sorunu ve hepsinin dışında halen daha çözüme kavuşmayan ve Yunanistan ile kriz oluşturan isim sorunu nedeniyle Avrupa Birliği hedefinde mesafe kat etmesi zor görünüyor.
Kosova’da Bağımsızlığın 3. Yılında Sorunlar Devam Ediyor
Makedonya’nın hemen kuzeyine gittiğimizde ise geçtiğimiz Şubat ayında bağımsızlığının 3. yılını kutlayan Kosova’da da birçok sorunun halkı umutsuzluğa ittiğini söyleyebiliriz. Her ne kadar bugünlerde Belgrad ile Priştine arasında görüşmelerin başlayacak olması yeni bir döneme girmenin ümidi olarak gözükse bile Kosova’nın bağımsızlığının üçüncü yılında BM üyesi 192 ülkeden sadece 75’i tarafından tanınmış olması büyük bir hayal kırıklığı olarak yorumlanıyor. Kosova’da da diğer tüm batı balkan ülkeleri gibi var olan yüksek oranlı işsizlik ve bunun genç nüfus için bir tehdit haline gelmesi 12 Aralık’ta gerçekleşen seçimlerden sonra uzunca bir süre yaşanan hükümet krizinin akabinde kurulan koalisyon hükümetine ağır bir sorumluluk yüklüyor.
Sırbistan’da Yeniden Milliyetçilik Tehdidi
Halen daha Kosova’nın bağımsızlığını tanımayan Sırbistan’da ise sokak gösterileri yaşanırken mevcut hükümet sallantıda görünüyor. Mevcut sorunların başında ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve yolsuzluk görünürken 5 Şubat’ta Belgrat’ta yapılan protestolara olan yüksek katılım ve bu protestoların başını milliyetçi partilerin çekiyor olması endişe veriyor. 2000’li yıllarda Miloseviç’i deviren büyük gösterilerden sonra en yüksek katılımla gerçekleştirilen protesto gösterilerine 55 bin kişinin katıldığı söyleniyor. Protestocuların hükümeti suçlayan en önemli argümanı Avrupa Birliği üyeliğinin tek hedef olarak gösterilmesi ve ülke içindeki en önemli sorunlar olan yolsuzluk, işsizlik ve yoksulluk ile mücadele edilmemesi. AB üyeliği hedefinde de somut ilerlemelerin olmadığı görüşü ile birlikte halkın da AB üyeliği noktasındaki inancının azalması Sırbistan’da patlamaya hazır bir enerji birikimini oluşturuyor.
Bosna-Hersek’te Hükümet Krizi Sürüyor
Batı Balkanların en karmaşık siyasi sistemine sahip ülkesi Bosna – Hersek ise saydığımız diğer ülkelerin belki de en sorunlusu. 5 ay süren hükümet krizinin halen daha bitmemiş olması, Sırp Cumhuriyeti ile zaman zaman yaşanan gerginlikler, Hırvatların yeni bir entite kurma talepleri, yoksulluk, işsizlik ve zayıf ekonomi Bosna – Hersek’i içinden çıkılmaz bir bunalıma sürüklüyor. Yapılan seçimlere belli belirsiz umutlarla giren Bosnalılar seçim sonrasında Bosna – Hersek entitesinde 4 kantonda hükümetlerin kurulamaması neticesinde ortaya çıkan krizden bunalmış durumdalar. Bosna – Hersek’in karmaşık siyasi sistemi ve yönetilememe sorununu ortaya çıkaran Dayton anlaşması üzerinde yapılmak istenen değişikliklerin bu tablo dahilinde yapılması mümkün değil. Dayton’da yapılamayan düzenlemeler ve mevcut ihtilafların sonucu olarak da Avrupa Birliği hedefinde bir adım ileri gidilemiyor. Ortadoğu’da yaşanan halk hareketleri sırasında sanal ortamda “Herkes Sokağa” hareketi şeklinde kurulan ve kısa zaman içinde 9 bin üyeyi bulan grubun eylemlerini sokaklara taşıması endişesinin hakim olduğu Bosna – Hersek, kısa vadede çözülmesi zor sorunlar yumağı ile boğuşuyor.
Değerlendirme
Sonuç olarak Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere Balkan ülkelerinde de var olan ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve yolsuzluk neden olurken henüz Balkan coğrafyasında Ortadoğu’ya benzer ciddi halk hareketlerinin palazlanmamış olması bir anlamda “demokratik” sistemin, yani seçimlerin sürekliliği ve varlığı ile ilgilidir. Çünkü Ortadoğu’da halkın ayaklanma sebeplerinden birisi de değişmez liderlerin tekrar tekrar seçildiği anti-demokratik süreçlerdi. Ortadoğu ve Balkanları birbirinden ayıran ikinci önemli sebep ise Balkan ülkelerinde her yeni gün azalıyor da olsa Avrupa Birliği çıpasına tutunuyor olmanın yarattığı umutlu tablodur. Balkan ülkeleri Soğuk Savaş şartlarından tam anlamıyla henüz kurtulmamış olsa da Avrupa Birliği hedefi ve Avrupa Birliği yetkililerinin öğreti ve yol göstericiliği ile yeni bir sisteme ve refaha kavuşmanın ümidini taşımaktadır.  
Balkan ülkelerinin en önemli sorunu ekonomik darboğazdır çünkü dünyayı vuran ekonomik kriz aslında en çok balkan ülkelerini etkilemiştir. Kosova, Bosna – Hersek, Sırbistan ve Makedonya gibi ülkelerin vatandaşlarının Avrupa ülkelerinde oluşturdukları diaspora sayesinde ülkelerine taşıdığı veyahut gönderdiği yardımlar yaşanan mali krizle birlikte tamamen olmasa bile büyük ölçüde kesilmiştir. Hali hazırda ekonomik yeterliliği olmayan ve dışarıdaki akrabalarının yardımları ile geçinen insanların bir anda böyle yardımlardan da mahrum kalması dolayısıyla büyük bir travma yaşatmıştır. Bu anlamda küresel mali krizin aslında en çok etkilediği ülkelerin Balkan ülkeleri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.    
Burak YALIM  (BİLGESAM-TUİÇ Platformu Genel Koordinatörü)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme