24 Mayıs 2011 Salı

Rap Rap Marş Marş Bayramlaşmalar



Stadyumlarda üniformaları ile toplanmış ve şeref tribününde oturan makam mevki sahiplerine saygı duruşunu rap rap ve marş marş usulü ile gösteren gençlerin bayramıydı dün. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı! Tarihi arka planı Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla sabittir. Büyük Lider o zaman Bandırma vapurundan Samsun’a inmiş ve kurtuluş mücadelesinin başlangıcı bu tarih kabul edilmiştir.

Şahsen lise hayatım boyunca hiçbir 19 Mayıs gününde o ilginç kıyafetlere bürünüp sokakları arşınlayıp stadyumlara gitmedim. Çünkü bir erkek olarak o tayt dedikleri ve bembeyaz olan (içim dışım meydanda) şeyi giymeyi kendime yakıştırmadım. İkincisi ise oraya kadar gidip bana Beden Eğitimi dersinden kalmak tehdidi öne sürülerek zorla öğretilen oyunları da hiç sevmedim ve tabiri caizse bir isyankâr genç olarak Beden Eğitimi dersinden “0” almayı göze aldım. Ne aklım aldı bu zaruriyeti ne de halen daha içinde olduğum gençlik hissiyatım bana bunu sevdirebildi. O anlamsız koreografileri öğrenmek için uzun bir dönem çalışmaksa hiç işime gelmiyordu. Daha çok arkadaşlar ile çift kale maç yaparak yahut kendimizce önemli saydığımız meseleleri konuşarak zaman geçirmek benim gençlik tercihimdi. Bu arada belirtmek isterim ki anlamsız dediğim koreografiler halk oyunu veya folklor değillerdi. Birkaç öğretmenin popüler müzikler eşliğinde oynamamızı öngördükleri eller kollar havaya, oturmalı kalkmalı şeyler işte. Mesela ilköğretim yıllarında oynadığım zeybek oyunları benim için büyük keyifti çünkü gerek müzik gerekse hareketler bir hissiyat yaratıyordu ruhumda. Konuyu dağıtmamak gerekirse bu 19 Mayıs’lar benim için kesin bir züldü ve biliyorum ki birçok arkadaşım da istemeyerek bu işlere girişmek zorunda kalıyordu. Oysa 19 Mayıs’ın gerçek anlamı bizleri daha çok coşkulu hale getirmeli, Anadolu ruhunu içimize işlemeli ve geleceğe daha umutla bakmamızı sağlamalıydı. Maalesef henüz böyle bir 19 Mayıs yaşamadım, yaşayamadım.

Peki, ben bu 19 Mayıs işine neden bu kadar içerliyorum? Sosyal medya aracılığı ile verdiğim bazı mesajlar neden bu kadar tepki topluyor ve acaba ben mi yanılıyorum? Açıkçası ilk tepkim 19 Mayıs gününün çalıştığımız ofis için “tatil” ilan edilmesi ile başladı. Bana kalırsa 19 Mayıs elbette anılmalı, devlet ricali Anıtkabir’e gitmeli çelenk koymalı ve akşam haberlerinde bunun geyikleri de yapılmalı. Ülkemizde tam olarak kaç gün resmi tatil olarak geçiriliyor bilmiyorum ama epey fazla olduğu kanaatindeyim. 19 Mayıs’ın ve diğerlerinin bu anlamda eleştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Gençlik bayramında devlet kurumları neden çalışmaz? Gençler bayram yaparken devlet kurumları niye tatile ihtiyaç duyar? Stadyumlara toplanan gençlerin başında mutlaka selamlayacakları bir protokol olmak zorunda mıdır? Bu soruları kendime sordukça hem 19 Mayıs’a hem de “tatil” kültürüne isyan eder hale geliyorum. Halen daha gençler bayramlarını bir protokole selam durarak mı kutlamalı bu ülkede ve halen daha gençler kendi bayramlarını kendileri organize edemezler mi? Sorular uzatılabilir ve cevapları yine birilerinin bazı damarlarına dokunabilir biliyorum. Lakin ezbere konuşulduğu zaman bizim sorularımız “milli değerlere” ve “tatilsel fantezilere” aykırı gelecektir. Oysa Mustafa Kemal Atatürk gençliğe sanıyorum ki “çalışkanlık” ve “çalışmak” hususunda da öğütler vermiş ve hatta en çok bunları söylemiştir. 19 Mayıs gününde sosyal medyada Atatürksel mesajlar vermek, fotoğraflar eklemek yoluyla da “Atatürk Gençliği” imajı çizildiğinin sanılması da ayrıca bir yazı konusudur. 

Benim önerim “gençlik” bayramının gençlere bırakılmasından yanadır. O abes kıyafetlere, müzik sistemlerine, şuna buna harcanan paralar bir fon altında gençlere teslim edilmeli ve gençler diledikleri gibi bir etkinlik ile bu parayı harcamalıdırlar. Tatil meselesi ise tek günle sınırlı tutulmalı, yorgunluk argınlık bahanesi ile ikinci güne sarkıtılmamalıdır. Hatta bu tek günlük tatile devlet kurumları dâhil bile edilmemelidir. Hatta daha da ileri gidebilirim ve bu gençlik bayramında eğer çok tatil meraklısı kamu görevlileri varsa onlara tatil verilmesi ve günlük ücretlerinin de bir fon altında toplanıp gençlik çalışmalarına aktarılmasını da önerebilirim. Mesela devlet ricali de buna dâhil edilebilir. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları da maaşlarının tek günlük ücretlerini birleştirip herhangi bir gençlik çalışmasına bağış yapabilirler. İkincisi ise rap rap ve marş marş meselesidir. Gençleri askeri kıtalar usulü ile yürütmekle ve saygı duruşuna tabi tutmakla onlara bir şey kazandırmıyoruz. Bu “askeri” mantıkla tertiplenen törenlerin de doğası derhal değişmeli ve gençlik komitelerine, dolayısıyla gençlerin yaratıcılığına bırakılmalıdır. Bakın o zaman gençler “Anadolu” ruhuna dayanan, “Kurtuluş Mücadelesini” idrak ettiren ve kendilerine “Atatürk”ü hatırlatacak etkinlikleri daha anlamlı şekillerle nasıl da yapacaklardır. Yapmayabilirler de tabii ki, gençler neyi yapmak istiyorsa onu yapmaya özgür bırakılsın yeter

www.konseptdisi.com!da yayımlanmıştır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme