29 Kasım 2011 Salı


Vicdanen Değil Mantıken Ret Ediyorum


Vicdani Ret meselesine ilişkin Konsept Dışı ailesinin kıymetli yazarları bir ton laf ettikten sonra benim de bu hususta bir yazı kaleme almam sıkıcı olacak evet haklısınız. Sıkılıp bıkıp of yeter deseniz de ben bu yazıyı yazacağım. Çünkü içimdekileri bir yerlere boşaltmak istiyorum. Meselenin vicdani boyutları; yehova şahitliği, silah tutmak istememek, insan öldürmemek vesaire vesaire biliyoruz. Mantıklı yanı ne peki? Size askerlik yapmak için mantıklı gelen 5 neden sayın deseler ne diyeceksiniz? Evet, 1- vatan olarak addettiğimiz yerleri savunmak, 2- vatandaşı olduğumuz devlet denen aygıta borcumuzu ödemek, 3- savaşa hazır olmak… başka? Yok. İnsan ne için zaman harcar, emek verir, para olabilir mesela, peki askere gittik diye kaç para verecekler? O da yok. Peki, insan kimin yat-kalk- ileri-geri-sürün-sürünme gibi emirlerini hangi saiklerle dinlemek zorunda kalır? Buna da mantıklı bir yanıt yok.

Uzun lafın kısası bedavaya ve zorla kimse kimseye “askerlik” yaptıramaz kardeşim. Hadi bakalım şimdi milleti askerliğe karşı soğutmaktan içeri alırsa devlet beni ne bok yerim bilmiyorum. Ama söylediklerimin doğruluğuna inancım tam. Askerliğin kötü bir şey olduğunu söylemiyorum. Tek küfür ettiğim şey askerliğin bugün olduğu sistem içerisinde yapılıyor olması. Yoksa biliyorum ki ülkemde askere gitmek isteyen ve bunun için cansiperane bekleyen birçok arkadaşımız ve kardeşimiz var. Ben onların da yerine düşünmek gibi bir budalalık yaptım ve diyorum ki askerliğin doğası, sistemi, mantıksızlığı değişmeli. Senin gibi liboşlara ya vicdani ret ya da bedelli veriyoruz işte diyecek olan bir güruh olduğuna da inandığım için lafı biraz uzatacağım. Vicdanım askerliği red etmiyor ama vidani red yapanlara karşı da inanılmaz duyarlı. Bedelli ise tam bir fiyasko! Zengin züppeleri (bknz. Okan Kavurga (:) evde kıç büyütecek babasının parası ile ve diğer garibanlar sürünecek. Neymiş efendim hayat adaletsiz. Adaletsiz olan sistem mi hayat mı bilmem ama ortada ciddi bir adaletsizlik olduğunda hemfikiriz ve bunu da el birliği ile düzeltmeliyiz. Babanın paralarından bana da ver demiyorum elbette ama benim de mevcut ekonomik verilerle ezilmek durumunda kalmama seyirci durma en azından. Zengin züppeleri bahsini uzatmadan konuyla ilgili bir örnek vermek istiyorum. Anadolu dediğimiz coğrafyada bir takım insanların evde anne ve babalarına ekmek götürmek gibi dertleri varken ve bunu güç bela yaparken 20 yaşı geldiğinde inzibatlar eşliğinde askere götürüldüğünü ve askerde de aylık 17-18 lira gibi komik bir rakam alıp kendisine mi yoksa evde bıraktığı ana ve babasına mı bakabileceğini sorgulamak zorundayız. Bunu devlet sorgulamıyor, benim de param var paramı verir işime bakarım gibi martavallar atarak sanırım insani bir duruş sergilediğimizi iddia edemeyiz. Samimi olmak gerekirse ev geçindirmek derdindeyken askere alınan insanlarımız olduğu gerçeğini görmemiz gerekiyor. Bedelli askerliğin bedelinin 25 bin lira olduğu söyleniyor. Ben de diyorum ki eğer askerlik yapmamanın bedeli 25 bin lira ise yapmanın bedeli de 25 bin lira olmalı! Yani askere gitmeyip babasının parasıyla evde kıç büyüten dostların devlete ödediği para askere giden diğer arkadaşlara ödenmeli. Aslında işin özünde de profesyonel ordu dediğimiz mantık yatıyor. Genelkurmay Başkanı ve tüm rütbeliler de asker ama nasıl asker? Paralı yani maaşlı asker! Askerlik parayla olur mu, vatan hizmeti gönüllü (zorunlu) yapılır gibi masallar anlatanlar niçin rütbeliler için de aynı uygulamayı istemiyor? Çünkü onlar profesyonel askerler ve biz de tüm Türk Silahlı Kuvvetleri’nin profesyonel olmasını istiyoruz.

Uzun lafın kısası dedik ama laf pek kısa olmadı. Sonuca bağlamak gerekirse, bedelli ve/veya vicdani ret meseleleri yine eski Türkiye usullerine göre halledilmek isteniyor. Dediğim gibi askerliği vicdanen reddetmiyorum ama “vicdani red” meselesine duyarlıyım. Siz kalkıp tamam vicdani reddi AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) korkusu ile kabul edelim ama sana da 2 yıl beleşe kamu hizmeti yükleyelim derseniz bu demokrasi, insan hakkı falan olmaz, günü geçiştirme olur. Bedelli koyalım süre kısaltmasına gitmeyiz milletin de dırdırını çekmez kasayı da doldururuz derseniz yine çuvallarsınız. Yani kısacası Yeni Türkiye Yeni Türkiye diye bağırırken Eski usullerle bu işi geçiştiremezsiniz. Profesyonel orduya geçiş bu kadar mı zor gerçekten?!

Ha unutmadan, Sırrı Süreyya Önder’in dediği gibi, “Zorla Şehitlik” nasıl bir şey merak ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme