12 Şubat 2012 Pazar

Hrant Dink Olmak Nedir?

Hrant Dink Olmak Nedir?

Hrant Dink davasının bir hukuk garabeti şeklinde sonuçlanması üzerine aslında Hrant’ın öldürüldüğü 19 Ocak 2007’den beri her 19 Ocak’ta Agos’un önünde toplanan Hrant Dink’in arkadaşları ve Hrant Dink’e sahip çıkanlar bu kez Taksim’den Agos’a bir de yürüyüş yaptı. Bu yürüyüş aslında adaletsizliğe, Hrant Dink’in 2-3 çocuk tarafından öylesine öldürüldüğü ve örgütlü bir suç işlemediği kanaatine varan mahkemeye ve buna gıkını çıkarmayanlara karşı bir tepki yürüyüşüydü. Yürüyüşe ilgi yüksekti ve kortejde zaman zaman belli grupların konuyu kendi bakış açılarına göre ele almak isteği de fark ediliyordu. Yürüyüşte sol sosyalist gruplardan Kürtlere, Beşiktaş Çarşı grubundan gençlik örgütlerine kadar geniş bir yelpazeden insanlar mevcut olunca bunun da olması anormal değil. Neticede “Hrant için, Adalet için” söylemi etrafında yürüyüşe katılanların içinde kötü niyetli marjinal gruplar olsa bile genelinin hissiyatı “Adalet” kavramına karşı incinen güvenlerine dair bir tepki verebilmek üzere kuruluydu.

Ancak konu bazı mecralarda öyle bir anlaşıldı ki benim arkadaşlarım dahi beni uyarma gereksiniminde bulundu. “Hepimiz Ermeniyiz” demek yahut “Hepimiz Hrantız” demek bazı çevrelerin tepkisine neden oldu. Mesela sosyal medyada buna tepkisini koyanlar “Hepiniz Ermeni oldunuz da o kadar şehit verdik bir gün Türk olamadınız” dediler. Yahut siz Ermeni oluyorsunuz ama hangi Ermeni kalkıp bir gün “Hepimiz Türk’üz” dedi şeklinde tavır koydular. Burada gözden kaçırılan küçük bir ayrıntı var. Hrant Dink Ermeni olduğu için öldürüldü. Yazdığı bir yazı dizisi içerisinden cımbızlanan “Sonuçta görülüyor ki işte “Türk” Ermeni kimliğinin hem zehiri, hem de panzehiridir. Asıl önemli sorun ise Ermeni’nin kimliğindeki bu Türk’ten kurtulup kurtulamayacağıdır” cümleleri üzerinden hakkında “Türklüğe Hakaret” davası açılan Hrant Dink doğrudan hedef gösterilmiştir ve bu hedefi vuracak sapkın bir milliyetçilik anlayışına sahip gençlere Hrant’ın nasıl öldürüleceği hakkında yol da derin ellerce gösterilmiştir. Haliyle insanlar da  “Hepimiz Ermeniyiz” veya “Hepimiz Hrantız” demek gereksinimi duyuyorlar. Çünkü Hrant’ın cebinde T.C. kimliğini taşımasına rağmen, yani eşit vatandaş olmasına rağmen Ermeni kimliğinden ötürü hedef gösterilmesini haklı olarak kabul edemiyorlar, etmemeliler de zaten. Bugün Ermeni olduğu için hedef gösterilen bir vatandaş varsa yarın Kürt olduğu yahut Rum olduğu yahut Müslüman olmadığı için hedef gösterilebilir korkusuyla, adaletin ve onu sağlaması gereken devletin bu hususta sınıfta kaldığını gördükleri için “Hepimiz Hrant, Hepimiz Ermeniyiz” diyor insanlar. Bu durumu alıp şehit cenazeleri ile kıyaslamanın hiçbir lüzumu ve faydası yok. Şehit cenazelerine üzülmeyen ve onları anmayanların yaptığı başka bir olay, Hrant Dink’e sahip çıkanların yaptığı ise bambaşka. Ayrıca kalkıp Ermenilerin “Hepimiz Türk’üz” demesini beklemek, en azından ASALA terör örgütünce öldürülen diplomat şehitlerimiz için bunu istemek haklı bir gerekçe olsa bile onların bunu yapmamasını örnek vererek Hrant’a sahip çıkanları suçlamak büyük hata. Kadim Anadolu medeniyetine sahip olduğumuzu söylediğimiz, Osmanlı Devlet geleneğindeki hoşgörüyü anlattığımız zaman Hrant’a sahip çıkmaya karşı durmak başlı başına çelişki. Eğer Ermeniler teröre kurban giden diplomatlarımıza üzülmüyor ve onlara sahip çıkmıyorsa bu onların ayıbı olacaktır. Ayıba ayıpla mı yoksa büyüklük ederek ve doğru olanı yaparak mı karşılık vermek gerekir? Ki konu burada yine başkalaşmaktadır. Biz Hrant Dink’e sahip çıkarken kendi vatandaşımıza sahip çıkmaktayız ve buna karşılık Ermenistan’dan veya Ermenilerden yine bizim vatandaşımız olan şehit diplomatlarımıza sahip çıkmalarını beklemekteyiz. Uzun lafın kısası meseleyi Ermeni ve Türk olarak mı ele alacağız yoksa vatandaşlık hukukunu mu işleteceğiz? Mesele burada düğümlenmektedir. Konuyu bu sağlıklı olmayan kimliğe indirgemeci yaklaşımla ele aldığımızda yine bir başka sorun olan Ermeni Soykırımı iddiaları ve Hocalı Katliamı karşımıza çıkıyor. “Ama Hrant Dink soykırım yaptığımızı iddia eden bir milletin ferdi, bak Hrant’a sahip çıkıyorsunuz ama Hocalı da Ermeniler kesmedi mi Azerileri” gibi konuyla alakasız, tutarsız ve başka bir tartışmanın alanı olan meseleler gündeme geliyor. Sonra bir başka eksik yaklaşımı da dile getirmek lazım. Uğur Mumcu, Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu gibi isimler de faili meçhule kurban gitti, o zaman neredeydiniz diyenler var. Birincisi hep onlarla oldu bu insanlar, olmayanlar varsa da günahları kendi boynuna. İkincisi ise bu kıymetli aydınlar yittiğinde, katledildiğinde Türkiye’de sivil toplum bilinci hangi seviyelerdeydi, sosyal medya gibi unsurlar mı vardı, millet sesini çıkarmaya korkuyordu demek gerekiyor. Günün şartlarını iyi okumadan, Hrant’ın sırf yine Ermeni kimliğini ön plana koymak için bu gibi yaklaşımlarla konuya müdahil olanların da durup düşünmeleri gerekiyor. Konu bir Ermeni’ye sahip çıkmak mı yoksa çoğunlukla aynı özellikleri paylaşmayan bir kimliğe sahip vatandaşımızın sırf bu farklılığı yüzünden katledilmesi ve buna seyirci kalan, bu olayda ihmali olan ve hatta dahli olabilen “örgüt” bağlantısını görmezden gelen adaletsizliğe isyan etmek, yani dolayısıyla vatandaşlık hukukuna mı sahip çıkmak.

Sonuç olarak bugün “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz” diyenlerle birlikte Taksim’den Agos’a yürürken içimde yarın benim sırtıma sıkılacak kurşunun hesabını soracak kalabalık bir dost grubu ile omuz omuza vermiş olmanın umudu vardı. Adaletin tecellisi için, her türlü farklılığımıza rağmen vatandaşlık hukukumuzun birliğinden ileri gelen bir sahiplenme şuuruyla sokaklara dökülen insanlarla birlikte olmanın vakur yanını hissettim bu yürüyüşte. Bugün Hepimiz Ermeni olduk, yarın Hepimiz Kürt oluruz, sonra Hepimiz Türk, Hepimiz Boşnak, Hepimiz Rum ve Hepimiz nihayetinde vatandaş ve insan oluruz. Hepimiz Türbanlı oluruz, Asker oluruz, Eşcinsel oluruz… Ama bunların hepsini Adaletli bir ülkede olabiliriz. Hepimize, hepimiz için Adaletin tecelli ettiği bir ülkede…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme