16 Ocak 2013 Çarşamba

Balkan Günlüğü Mülakatı: TUİÇ Genç Fikirlerin Buluşma Noktası

TARİH: 30 KASIM 2012

    Öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?  TUİÇ nedir? Burak Yalım kimdir?

B.Y. Türkiye Uluslararası İlişkiler Çalışmaları -TUİÇ- bir öğrenci yapılanması. Uluslararası İlişkiler başta olmak üzere siyaset bilimi, iktisat, sosyoloji, hukuk, halkla ilişkiler, kamu yönetimi bölümlerindeki lisans/yüksek lisans/doktora düzeyindeki öğrencilerin buluştuğu bir çatı platform diyebiliriz. Tabi mühendislik fakültelerinden tutun tıp okuyan öğrenciler de dahil olmak üzere geniş bir yelpazemiz var çünkü hedef kitlemizi uluslararası ilişkilere ilgi duyan herkes olarak belirledik. Bugün dünyanın küreselleşme olgusu ile ne kadar küçük bir hal aldığı ortada. Hal böyle olunca ismimizin önündeki “Türkiye” ibaresinin de sadece bir merkezilik ifade ettiğini belirtmek isterim zira Bosna-Hersek’ten Çin’e Mısır’dan Rusya’ya ve hatta Latin Amerika ile Afrika’da dahil olmak üzere neredeyse dünyanın tamamıyla internetin sağladığı kolaylıkla birlikte iletişim kurabilen ve takip edilen bir yapıdan bahsediyoruz. Burak Yalım da naçizane bu yapının kurucularından birisi olarak gaye-i hayali çerçevesinde halen daha başkanlık görevini yürüten aynı zamanda uluslararası ilişkiler üzerine yüksek lisansını da tamamlamış ve doktoraya hazırlanan, Balkan göçmeni bir ailenin 3 çocuğundan birisidir. Çeşitli platformlarda yazar-konuşur olarak yer almaya ve edindiği tecrübeleri paylaşmaya çalışır. Aynı zamanda da SIR Yurtdışı Eğitim Danışmanlık ve Organizasyon (www.sir-edu.com)  şirketinin yöneticiliğini yapmaktadır.   

TUİÇ’in kuruluş aşamasından bahsedebilir misiniz?

B.Y. Her şeyin ihtiyaçtan doğduğu bir ortamda TUİÇ de bir doğal sürecin sonucu olarak ortaya çıktı diyebiliriz. Elbette burada büyük emekler sarf edildi ve bunlar yabana atılacak şeyler değil. 2008 yılında başlayan, 3-5 lisans öğrencisinin Uluslararası İlişkilerciler olarak bir çatı örgüt kuralım, dış politika yapım süreçlerine dönük söz söyleyebilen ve baskı unsuru oluşturabilecek bir mekanizma oluşsun, öğrencilerin sorunlarını masaya taşıyalım, öğrencilerin kişisel gelişimlerine ve mesleki yönelimlerine dair danışmanlık yapabilecek bir üst kurum oluşsun gibi temel fikirler etrafında kuruluşunu uzun istişareler zeminine oturttukları bir süreçti bu. Düşünün 2008 yılında ortaya atılan fikir çeşitli etkinlikler, görüşmeler, tartışmalar sonucunda ancak 2011 yılında tüzel bir kişilik kazandı ve dernek olarak vücut buldu. Burada şunu söylemek istiyorum, biz kurduk buyurun gelin demek yerine gelin birlikte kuralım gibi demokratik bir zeminde hareket edildi ki bu Türkiye’de pek sık görülen bir gelenek değildir. TUİÇ’in özgünlüğü de bir bakıma bu zemine oturmasından gelir zaten.
  
Hedefleriniz nelerdir?

B.Y. Aslında çok şey istemiyoruz, en azından rant olarak gördüğümüz şey çok toplumsal. Birincisi yaptığımız her etkinlikte ve harekette kamu yararı gözetiyoruz ve bunun sonucu olarak da insan hakları ve demokrasi temelinde dünya barışına katkı sunabilmeyi hedefliyoruz. İkincisi ise toplumun siyaseti belirlediği, siyasetin oluşmasında toplumsal taleplerin çok daha ön plana çıktığı bir atmosferin tesis edilmesini önemsiyoruz. Bunlar bazılarına ütopik gelebilir ancak biz dünya barışını tesis edeceğiz demiyoruz, bu sürece katkı sunmaktan, bu süreçte bir kilometre taşı olmaktan bahsediyoruz ki mesafe almadık değil. Aldığımız en büyük mesafe bizim için toplumun tüm katmanlarına, farklılıklarına dokunan bir yapı olabilmektir. Bunu başardığımızı biz değil bizatihi etkinliklerimizi takip eden ve duruşumuzu fark eden kişiler ve kurumlar söylüyor. Bu ay yayına başlayan TUİÇ Akademi Dergimiz mesela bu anlamda önemli bir örnek. (www.dergi.tuicakademi.com)  Sansürden ağzı yanmış arkadaşlarımızın “kelimelerin özgürlüğüne inanıyoruz” vurgusunu yapmak durumunda hissettikleri bir dergi bu mesela. Onun dışında internet yayınlarımızı da örnek verebilirim, klasik anlamda ne iktidarı öven ne de muhalefete destek çıkan bir yayın politikamız var. Hakaret ve şiddet içermediği sürece her fikrin temsil edildiği, her yazının kabul edildiği platformlar bunlar ki sadece Türkiye’den değil dünyanın farklı yerlerinden insanların da yazılarını gönderdiği sitelerden bahsediyoruz. (www.tuicakademi.comwww.anatoliadaily.com) Bu kadarıyla da yetinmedik ve yukarıda söylediğim gibi toplumsal taleplerin siyasi alana yansımasına verdiğimiz önem neticesinde uluslararası ilişkilercilerle sınırlı kalmayıp daha geniş kitlelerin fikir ve önerilerini, hassasiyetlerini ön plana çıkaracak araçlar olan www.konseptdisi.com ve www.onedergi.com portallarını da bünyemize kattık.   

TUİÇ’in çalışma sistemi nasıl işlemektedir?

B.Y. Basın-Yayın, Akademi, Dış İlişkiler, Sosyal Medya, Üniversiteler, Organizasyon konularından sorumlu birer başkan yardımcısı ve bir sekreter, bir başkanvekili ile başkandan oluşan 9 kişilik bir yönetim kurulumuz var. Yönetim Kurulu üyeleri kendi alanlarında çalışmaları alt komite ve ekipleri ile yürütürken aylık raporlar hazırlamaktalar ve İstanbul’da bulunan ofisimizde bu çalışmalar değerlendirilir. Bunun dışında 60’a yakın üniversitede birer temsilcimiz mevcut, bu temsilciler vesilesiyle üniversite öğrencilerine rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Yurtdışında temsilciliklerimiz ve ekiplerimiz var. Tüm bunlar gönüllülük üzere yürütülen çabalar. TUİÇ’te ulaşılmak istenen hedefe gönülden bağlılık olduğu için bu çalışma ve çabalar kimseye artı yük getirmiyor. Araştırma merkezlerimiz mevcut; Balkan, Yakın Doğu, Avrasya, Latin Amerika ve Uluslararası Hukuk konularında araştırma yapan arkadaşlarımız var ve bunlar tamamen ilgilenen kişilerin münhasıran oluşturdukları gruplar.

Sürekli vurguladığınız bir kavram var: değerler sistemi. Bize TUİÇ’in değerlerinden bahsedebilir misiniz?

B.Y. Her şeyden önce “gönüllülük”. Gönüllü olmayan bir işin müspet netice almasının zor olduğuna inanıyoruz. İkincisi elbette “demokratik dönüşüm” ve “sivil inisiyatif”. Dünyanın bize sunduğu en uygulanabilir ve bütün farklılıkların zenginlik olarak algılandığı zemin demokrasi ve bunu oluşturabilecek inisiyatifte ancak sivil olmalı. Üçüncüsü ise “Anadolu Hareketi” ki bu bizim bütün farklılıklarımızı barışçıl, medeni ve demokratik zemine oturtmamızın en önemli yolu. Bugün batı demokrasilerini çok sık konuşur ve model gösteririz ama Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli gibi değerleri olan bir coğrafyadan ve birlikte yaşama kültürünü asırlar boyu gerçekleştirmiş bir medeniyetten bahsetmek gerekirse bunun adı Anadolu’dur. Bunu ön plana çıkarmamız gerektiğine inanıyoruz. Uluslararası ilişkiler disiplininde realist zemini ıskalamadan ama tümden ona endekslenmeden idealist bir yapının Anadolu değerleri ekseninde bir başka değer olarak addettiğimiz kamu diplomasisi ile dünyaya anlatılabileceğine yürekten inanmaktayız. Türkiye merkezli olmamızın da bir nedeni bu, olduğumuz yerin tarihsel süreçte ürettiği değerleri ıskalamadan ancak evrensel birikimi de ıskalamadan, belki de tek kelime ile küyerel (glokal) bir anlayışla bakıyoruz meselelere.  

Üniversiteler, çalışma alanlarınızın temelini oluşturuyor. TUİÇ’in üniversite öğrencilerine yönelik bir iddiası veya bir hedefi var mı?

B.Y. TUİÇ üniversiteye bakış açısını değiştirmek istiyor. Burada bir isyan bir karşı duruştan ziyade reformist bir yaklaşım var. Mesela biz üniversiteyi meslek, iş kapısı olarak algılayan bir kültürel zemine sahibiz. Bu hızlıca değişmeli. Üniversiteler bireyleri dünya ile tanıştıran, yöntem bilimin (metodolojinin) öğretildiği ve bunun üzerine farklı perspektifleri sunan bir yaklaşıma sahip merkezler olmalı. Düşündürtmeli üniversite ve sorgulatmalı. Takdir edersiniz ki öğretmenin-akademisyenin her dediğini doğru-gerçek kabul eden bir yapıdayız henüz. Yanlıştır da demiyoruz ama kesin doğrular olarak addedilmesi doğru değil. Yazmayı, nasıl yazılması gerektiğini, düşünmeyi, düşünmenin metodolojisini, dili, dünya dillerini ve dünya coğrafyasını vermeli üniversite. Dünya ile rekabet edecek bir mantaliteyi yüklemeli bireylere. TUİÇ’in burada hedefi nedir, etkileyici olmak, farkındalık oluşturmak ve üniversite öğrencilerinin dünyaya açılmaları hususunda bir köprü vazifesi görmek. 

Türkiye’de üniversite öğrencilerinin bu tarz çalışmalara ilgisi nasıl?

B.Y. Sadece öğrencilerin yaklaşımlarını konuşursak eksik kalır. Öğrenciler ilgilenmek istiyor ama bu işin yöntemini bilmiyor yahut desteklenmiyor. Kültürel zeminin değişmesi lazım. Siz eğer üniversiteye giden bireyden sadece dersleri dinlemesini ve olabilen en kısa zamanda diploma alıp işe girmesini beklerseniz ezberci sistemin ötesine geçemezsiniz. Öğrencilerin muhakeme yeteneğinin gelişmesi için bilmeleri lazım ve bilerek kıyas etmeliler. Bu da sadece derslere git-gel yapmakla olmaz, farklı çevreleri, sesleri dinlemeliler, değişik ulusal-uluslararası etkinliklere katılabilmeliler.

Toplumun tüm kesimleriyle diyalog kuruyor musunuz?

B.Y. Bunu sağlayabilmek Türkiye şartlarında son yıllarda yaşanan demokratikleşme gelişmelerine rağmen halen daha çok mümkün değil. Eğri oturup doğru konuşmak zorundayız, bugün halen daha gay-lezbiyen-biseksüeller “hastalıklı” olarak değerlendiriliyorsa, kimliğini saklayarak yaşamak zorunda hisseden Ermeni-Rum-Yahudi vatandaşlarımız varsa toplumun tüm kesimleriyle diyalog kurmak ve bunu sürekli kılmak ne kadar mümkün? Alevilerin ibadethane sorunlarının devam ettiği, Kürtlerin kimlik sorunlarının sürdüğü bir toplumsal süreci yaşıyoruz. Çok şükür son yıllarda bu konularla ilgili olumlu yönde adımlar atılmadı değil ama bu adımların da yeterli olmadığı aşikar. Biz TUİÇ olarak üyelik formunda Erkek / Kadın / LBGTT ifadelerine yer verdik ki bunu sormak bile lüzumsuzken farkındalık yaratmak amacıyla böyle bir şey yaptık. Uluslararası ilişkiler temel konumuz olmasına rağmen bir etkinliğimizde Türkiye’de azınlık sorunlarını konu olarak işledik.

Organizasyonel anlamda şuana kadar gerçekleştirdiğiniz çalışmalar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

B.Y. Bu anlamda sınırımız olduğunu söylersem yanlış olur. Evet daha çok seminer-kongre-konferans-çalıştay-sempozyum türü etkinlikler yapmakla birlikte kamu yararı oluşturacak, topluma dönük her türlü faaliyetin içerisinde yer alabiliyoruz. Bizatihi kendimiz etkinlik yaptığımız gibi diğer kurum ve kuruluşların etkinliklerine de paydaş olarak katılıyor veya lojistik manada destek sağlıyoruz.

Kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak çalışmalar gerçekleştiriyor musunuz?

B.Y. Elimizden geldiğince paydaşlı organizasyonlar yapmaya gayret gösteriyoruz ki bu farklı kurumların ve yapıların birbirlerine tecrübe aktarmasını ve dayanışma kültürünü ortaya koyuyor. Devlet kurumlarıyla, farklı STK’larla, öğrenci kulüpleriyle ortaklık yaptığımız gibi bizatihi bireylerin ortaya koyduğu projelerin gerçekleşmesine de katkı sunmaya özen gösteriyoruz.

Balkanlar’a yönelik çalışmalarınız var mı?

    B.Y. Unutmamak lazım ki İstanbul’un Avrupa Yakası coğrafi olarak Balkan yarımadasının bir parçasıdır. TUİÇ’in ofisi de Balkan Yarımadası içerisinde yer alıyor. Başkan olarak benim de baba tarafından Bosna-Hersek anne tarafından Bulgaristan göçmeni olduğum düşünüldüğünde Balkanlara duyarsız kalmamız mümkün değil ki Türkiye Dış Politikasında Balkanlar çok önemli bir yere sahiptir. Biz TUİÇ olarak Nisan 2012’de Bosna-Hersek’te 1. Balkan Kongresi gerçekleştirdik. Hali hazırda Bulgaristan’da yapmayı planladığımız kongremiz var. Geçtiğimiz yaz döneminde ofisimizde 2 Boşnak stajyerimiz vardı. Yine Sırbistan’da partnerlik yaptığımız, Makedonya’da yakın ilişkide bulunduğumuz, Kosova’da TUİÇ’i bilen tanıyan ciddi bir kitle var. Bunun yanında TUİÇ-BALKAM adıyla bir araştırma merkezimiz var ve sürekli olarak Balkan gündemini takip ediyorlar.
1
      Finansmanınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

B.Y. Geldik zurnanın zırt dediği yere. Herkesin birazda şüpheyle yaklaştığı finansman meselesi bizi bazen gerçekten yoruyor. Öncelikle şunu belirtmeliyim ne ABD’nin ne de Rusya’nın ajanı falan değiliz. Arkamızda herhangi bir siyasi örgüt, dini cemaat vesaire de yok. Türkiye’de sivil toplum mantığı biraz yeni olduğundan ve düşünce kuruluşlarının bazılarının siyasi pozisyonlar belirlemesi sebebiyle bizim de “neci” olduğumuz hep sorgulanıyor. Biz aslında kimseci olmamak, parası verilen düdük olmamak için kendi şirketimiz olan SIR Yurtdışı Eğitim Danışmanlık ve Organizasyonu kurduk. (www.sir-edu.com) SIR klasik bir yurtdışı eğitim danışmanlık firmasının yaptığı gibi Türkiye dışına dil eğitimi-üniversite-araştırma için lisans-yüksek lisans öğrencilerini gönderirken henüz sektörleşmemiş bir alana da girerek “Study in Turkey” departmanı ile yakın coğrafya başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerdinden Türkiye’ye öğrenci getiriyor. Türkiye son dönemde eğitim merkezi de olmayı hedefledi ve bu anlamda ciddi kolaylaştırıcı düzenlemeler yapıldı. Kamu Diplomasisini şiar edinmiş TUİÇ’in finansmanını sağlayacak SIR Yurtdışı Eğitim Danışmanlık ve Organizasyonun da Türkiye’ye öğrenci getirerek para kazanması kadar doğal bir şey olamazdı.

Faaliyetlerinize katılmak isteyenler neler yapmalılar?

B.Y. TUİÇ gerek internet siteleri gerekse sosyal medya kanalıyla duyurularını yapıyor. Bizim etkinliklerimiz herkese açık. Katılmak isteyenler duyurularımız üzerinden başvurularını yapabileceği gibi bizatihi ofisimizi aramak suretiyle yahut bir çayımızı içmek için ziyaret ederek bünyemize dahil olabilirler.

Bu alanda çalışmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

    B.Y. Bolca okumak çokça yazmak sıkça sahada olmak ve her gün neye hizmet ettiğine, hedefinin ne olduğuna dair muhasebe yapmak şeklinde tek cümle ile özetleyebilirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme