26 Aralık 2013 Perşembe

17 Aralık Süreci: Siyasetten Taraf Olmak

Ortalık toz-duman. Ülke hata veriyor ve tıpkı bilgisayarlara yaptığımız gibi  resetleyip güvenli olarak başlatmak icap ediyor. Ama birileri reset atmanın değil format atmanın derdine düşmüş. Var olan virüsleri temizlemek yerine hafızayı toptan silip yeni bir işletim sistemi kurmak istiyorlar ama farkında olmadıkları şey atılacak formatın hepimize zarar vereceği. Hepimize zarar verecek diyorum çünkü seçilmiş bir sistemi ortadan kaldırmak ve yerine eski model bir sistem kurmak istiyorlar. 

Yolsuzluğun üstünü örtüyorsunuz, hırsıza arka çıkıyorsunuz, partizanlık yapıyorsunuz, sandık demokrasisi ve demokrasi olmadan çözüm olmaz diyenlere şöyle bir bakın isterseniz. Sandık demokrasisi diyenlerin akıllarını bir kişiye havale ettiğini Hakan Şükür'ün istifa mektubunda görmediniz mi? Demokrasi olmadan çözüm olmaz sloganını bulanların da çözümü Diyarakır, Erbil, Rojava'dan çok Brüksel, Washington, Londra'da aradıklarını anlatmaya gerek var mı? Demokrasi Kürt halkına değil de saydığım başkentlere lazımmış gibi... Peki ya paritzanlık yapıyorsunuz diyenlere ne demeli? Cemaatçilik yapıyorsunuz desek olur mu? Yolsuzluk ile hırsızlığın üstünü örtüyorsunuz savını ileri sürenler ise organize işler üzerinden siyasetin üstünü örtme telaşında olduklarını unutuyorlar anlaşılan. 

Normal bir ülkede yaşıyor olsaydık herhalde bu kadar kafamız karışmazdı. Kafamız karışıyor çünkü ana muhalefet partisi normalde hiç hazzetmeyeceği cemaatin operasyonuna ses edemiyor, beklentisi büyük anlaşılan. İktidar partisi ise çok güçlüyüm zannıyla olmadık konularla toplumu gererken bakan çocuklarının adının karıştığı yolsuzluk iddialarından da, o iddialara dönük yapılan operasyondan da haberdar olamıyor. Sanırım devlet içerisindeki yapılanma kızlı-erkekli meselesinden, yani devletin odaları bizim özel odalarımızdan daha önemli olmalıydı. Kürtaj meselesine, kızlı-erkekli hadisesine, alkol düzenlemesine, gezi olaylarına ve sair bir çok şeye harcadığımız enerjiyi yeni anayasa yapımına odaklayamamış olmak ve bütün bu meselelerin içerisindeki ortak paydayı, demokratikleşme ve yerelleşme konusunu ıskalamak sanıyorum başımıza gelen musibet için yeter sebeplerdir. Musibet diyorum çünkü bir musibet bin nasihatten iyidir ve her şerde de bir hayır vardır. Hayırlardan en önemlisi ise yolsuzluk iddialarının üzerine gidilmesi olacak muhakkak.

17 Aralık Süreci olarak siyasi tarihimizde yerini alacak hadiselerin bir yolsuzluk soruşturması olduğunu iddia etmek saflık olacaktır. Şeriat getirecek, irticai faaliyetler yürütüyor, ülkeyi bölüyor, diktatörleşiyor kelimeleri ile yapamadık o zaman aşil topuğu olan "yolsuzluk" üzerinden dağıtalım, evlerine ateş salalım, birliklerini bozalım dediler. Komplocu falan değilim, komplo yaptığımız üzerine komplo yapılmasını da manalı bulmuyor değilim. Yolsuzlukla mücadele etmeyelim, iddiaların üzerine gidilmesin, yargı işletilmesin diyen yok, ama bu işin sadece yolsuzluk olarak anılmasının doğru olmayacağını söylemek derdindeyim. Nasıl ki Ergenekon, Balyoz davalarına inanırken usulsüzlük, yanlışlık varsa dikkat edelim diyordum bugün de yolsuzluğu örtmeyelim ama bunun da sadece yolsuzluk meselesi olduğunu sanmayalım diyorum. Bu iki noktada aynı yerde duruyorum çünkü "siyaseti", "vesayete" tercih ediyorum. 

Siyaseti vesayete tercih etmek de ne demek? Seçilmişlerin atanmışlarca ılga edilmesine karşı durmak, seçilmişlere karşı girişilen askeri, bürokratik, yargısal her türlü darbeyi reddetmek ve seçilmişlerin de halk tarafından ve halk adına denetlenmesine taraf olmaktır. İşte sizin ki sandık demokrasisi oluyor demeyin, sizinki de yargı demokrasisi olur o zaman ve bir başkasınınki de cemaat demokrasisi. Erdoğan ve AK Parti'yi her türlü anti-demokratik hareketine, tavrına, tarzına karşı hep birlikte eleştirelim, yapılan yolsuzlukların üzerine hep birlikte gidelim ancak bunu bir kavgaya dönüştürmek, belirli bir bürokratik güç üzerinden dayatmaya çevirmek ne kadar demokratik olabilir?!

Başa dönecek olursak; reset yerine format atılmak isteniyor demiştim. Reset gecikmeli de olsa kabine değişikliği ile kısmen atılmış oldu. Yolsuzluk iddialarına adı karışan bakanlar artık görevde değil. Bu süreç içerisinde yerleri değiştirilen emniyet amirleri, değiştirilen adli kolluk yönetmeliği konuları ise virüslere karşı alınan bir önlem olmakla birlikte adli kolluk yönetmeliğinin yeni hali demokratik bir ülke için kabul edilebilir değildir. En kısa zamanda tekrar eski haline gelmesi ve yargının yürütmeye bağımlı halden çıkarılması gerekir. Niye reset atmak zorunda kaldık, virüslerin temizlenmesi için neden demokrasiyi sekteye uğrattık konuları ise üzerinde dikkatle düşünülmesi ve ivedilikle tamir edilmesi gereken alanlardır. Demek ki her gördüğümüz sakallı dedemiz olmadığı gibi vesayetten boşalan yeri devralan başka vesayetler de olabilirmiş. Bu halde yapılacak en doğru hamle demokratikleşme, yerelleşme ve hatta gerilimin artması ihtimalinde sine-i millete dönmektir.

2 yorum:

  1. Benim anlamadığım şu hala cemaatin dinden başka hiçbir şeyle işi yok diyen insanlar var.Körmüsünüz derin devlet olmuş adamlar.bu kadar cahilmiyiz arkadaşım.Olayın iki ucu ... deynek kısacası.Bir tarafta yolsuzluklar diğer tarafta cemaat adı altında derin devlet.İpler kimin elinde zaman gösterecek artık.

    YanıtlayınSil
  2. Siyaset putlaştırılıyormu.....çokmu temiz olgu bu siyasiler....yeri gelince vesayeti seçenlerde onlar değilmi.....ne siyaset ne vesayet demek pekte zor olmasa gerek...2. bir yetmez ama evet dalgasına gerek yok....2.geziye ihtiyacımız var ...şayet vesayet arıyorsan hatay da uludere de gezi de öldürülüp katilleri bulunamayanlara sor vesayeti....

    YanıtlayınSil